Felaketler yaşayan insanlar bunalıma girmezken çok iyi koşullarda olan, üstün yeteneklere sahip pek çok kişi bunalımlar içinde kıvranmaktadır. Neden? Çünkü bir insan kendine sahip olduğu özelliklere göre değer biçmediği, öz değerlilik bilinci, duygularının gerçekliğinden kaynaklandığı zaman bunalıma girmez.
Bir anne kendi annesinden sağlayamadığını çocuğundan sağlayabilir: Çocuk kendini kullandırmaya açıktır, annenin yankısı olmaya hazırdır, kontrol edilmeye
uygundur, tamamen anneye
odaklanmıştır, onu asla terk etmez,
ona ilgi ve hayranlık duyar.
Her insanın derininde kendinden az çok gizlediği, içinde çocukluk dramının aksesuarlarının bulunduğu bir arka odası vardır. Kimseyi sokmadığı bu gizli odasına mutlaka girecek olanlar yalnız kendi çocuklardır. İnsan çocuk sahibi olunca odaya hareket gelir, hazırlık başlar; çünkü dramın devamı için gerekli ortam sağlanmıştır.
Fakat rahatsızlığımıza gerçekten çare arıyorsak, "kendini aldatmalar" üzerine inşa ettiğimiz kalemizden çıkmak zorundayız. Biz her zaman kendimizi suçlu hissettiğimiz derecede suçlu olmayız ve her zaman suçsuz olduğumuza inanmak istediğimiz kadar da suçsuz olmayabiliriz.
Ancak öfkenin gerçek nedenlerinin hemen keşfedilmesi kolay değildir. Çünkü başlarda bu öfke, genellikle kişiye yardım etmeye çalışan, örneğin terapist ve kendi çocukları gibi korkulacak fazla bir yanı olmayan, ayrıca öfkeyi tetiklemekle birlikte oluşmasına sebebiyet vermemiş olan kişilere yöneltilmiştir.