Bazen saklanır insan, saklanır, yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü önyargı kol geziyordur çünkü yeryüzünde başka şey kalmamış gibi, herkesin arasından seni bulup şamataya alırlar, bir bakarsın senin özel hayatın da, aile hayatın da edebiyata girmiş, hepsi yayımlanmış, okunmuş, alaya alınmış, değerlendirilmiş! O zaman sokağa çıkacak hali kalmaz insanın; her şey öyle bir anlatılmıştır ki, kardeşimizi sırf yürüyüşünden bile tanırız artık. Birazcık ucundan da olsa düzeltse, bir şeyleri yumuşatsa, ne bileyim, sözgelimi adamın kafasına evraklar atıldıktan sonra olanları değiştirse; sonuçta bu adamda her şeye rağmen dürüst biri, iyi bir yurttaş, arkadaşlarının böyle davranmasını hak etmiyor, büyüklerini dinliyor (bu bir örnek olabilir mesela), kimseye bir fenalık istemiyor, Tanrı'ya inanıyor ve ölüyor (yazar onun hemen ölmesini istiyorsa eğer), o zaman da arkasından ağlıyorlar. En iyisi onun, bu zavallının ölmesine izin vermemek