Erkan Reis

Erkan Reis
@Kutoz
Pulathane durağında tren bekleyen yolcu...
Puan vermedi·112 syf.··
2016 100. kitabı
Marquez’in Kırmızı Pazartesi 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış bir eser. Seyahatte, işe giderken, gün içerisinde fırsat buldukça okunabilecek bir eser. Bir cinayet romanı. Sintiago Nasar öldürülür. Ve bütün kasaba onun öldürüleceğini bilir… Bu cinayeti engellemek için kendilerince çeşitli tedbirler alırlar fakat, yine de cinayet işlenir. Bizim tabirimizle, göz göre göre işlenen bir cinayettir, kitabın konusu. Keyifli ve sıkmadan okunabilecek güzel bir eser. Erkan
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Erkan Reis

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.··
2016 100. kitabı
Gabriel Garcia Marquez
7.4/10 · 95,5bin okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2016 53. kitabı
Goethe’nin eserleri hakkında ahkâm kesip ve yorum yapmanın ukalalık olduğunu düşünüyorum. Öncelikle bu kitaba dair şu uyarıyı yapmak istiyorum. Kitap; anlatılan konu bakımından okuyan üzerinde derin tesir bırakıyor. Özellikle 20 yaş altı için, hele hele bu çağdaki gençlerden kitapta anlatılan “aşk ve kavuşamama” duygu sarmalı içerisinde olanlar için, kitap olumsuz anlamda ruhsal bir etki yaratabilir. Döneminde, kitabın ilk baskısından Werther’e özenenler olduğu söyleniyor. Öyle ki, kitabın ikinci baskısının bir yerine Goethe şunu yazmak zorunda kalır; “Siz adam olun da beni izlemeyin, siz siz olun! Yalnızca Siz!!!” Kitaptan bazı pasajları sizlerle paylaşmak isterdim ama inanın, kitabın bütünlüğü öylesine iyi örülmüş ki, hangi pasajı paylaşsam, resmin bütünü bozulacak. Erkan
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,2bin okunma
Puan vermedi·132 syf.··
2016 39. kitabı
Köpek Kalbi… Bu kitabı raflarda gördüğümde aklıma ilk gelen nedense Kafka’nın Dönüşüm’ündeki “Samsa” karakteri oldu. Kitabı okuyunca ise, hayvan-insan dönüşümünün benzerlik gösterdiğini fark ettim. Ama sadece bu dönüşümdür benzerlik olan. Sokak köpeği Şarik kışın gelmesiyle açlık ile karşı karşıyadır. Bir yemekhaneye yemek bulma ümidiyle yaklaştığında, aşçı üzerine kaynar suyu döker. Suyun yaktığı vücudu ağır yara alarak oradan uzaklaşır ve bir kapıya sığınır. Tam bu esnada iyi giyimli birisi Şarik’e yaklaşır ve ona sucuk ikram eder. Bu ikrama kayıtsız kalmayan Şarik, ikram sahibinin peşine takılır. Roman böyle başlıyor. Sizlere romanın geri kalanını anlatmak istemiyorum. Verdiği mesajlara değinmek gerekirse, kitap 1927 Rusya’sında yazılıyor. 1968’de ABD’de, 1987’de ise Rusya’da ancak yayımlanabiliyor. Rusya’da bu kadar geç yayımlanmasının temel sebebi ise, Komünizmi şiddetli bir şekilde kara mizah ile eleştirmesidir. Rusyanın yaratmak istediği insan profilinin, olsa olsa ağır aksak şekilde insana dönüşen köpek Şarik gibi olacağını yüksek perdeden dile getirmektedir Bulgakov. Kitaba başlamadan önce, mutlaka Bulgakov’un yaşam öyküsünü bir şekilde okuyun. Sonra da köpek Şarik’in dönüşümüne şahitlik edin. Komünizm iyi bir şey midir? Açıkçası bu kitap ile bunu anlamak zor. Ama en azından o dönemi yaşamış Bulgakov’un düşün dünyasından da görmek, okurun algısına küçükte olsa bir etki bırakmaktadır. Ne diyelim, Şarik sizi çağırıyor. Erkan ERGÜL
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,8bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2016 99. kitabı
Bir insan, üst komşusuna neden mektup yazma gereği duyar ki… Okunduğunda kulağa ilginç gelen bu ritüeli, Proust yaptı. Üstelik üst kata çıkıp, kapının altından bu mektupları atmak yerine, posta kanalıyla göndererek. Proust bu mektupları yazarken, gün gelecek bu mektupların okurlarıyla buluşacağını düşünmüş müydü. Sanmıyorum. İlk mektubun çıkış noktası, belki de alt katta yaşayanların genelde maruz kaldığı, “üst kattakilerin gürültüsü”. Romanlarını yazmak için aradığı sessizliğin bir türlü sağlanamamasından kaynaklı olarak, üst komşusunda ricada bulunur. Tek fark, bunu mektup yazarak yapıyor. Bu mektupların içeriği zamanla sanatsal sohbetleri almakla birlikte, arada sırada ilk mektubundaki talebini yinelediğine de şahit oluyoruz. Kitapta yer alan 26 adet mektupta, okurun belki de ilk dikkatini çekecek olan şey, Proust’un isteklerini dile getirirken kullandığı dil. Genelde kişileri sürekli olarak taciz eden üst kat gürültülerine, alt katın verdiği tepkinin dili sert olur. Ama Proust, bu dile asla başvurmuyor. Zaten mektuplaşmanın 8 yıl sürmesinin altında da belki de bu ince dil yatmaktadır. Bugüne kadar gerek Dünya Edebiyatında, gerekse Türk Edebiyatında bu tür “mektup”ların yer aldığı birkaç kitap okudum. Genelde ünlü birisinin karşısındakine yazdığı mektuplardı bunlar. Zihnime soru işareti ile atılan bir çengeldir aslında bu konuda. Ünlü bir sanatçının masumane duygular ile yazdığı mektuplar, sanatçının ölümünün ardından yıllar sonra, kitap olarak karşımıza çıkıyor. Ve ilginç olan ise, mektubun yazıldığı şahsiyet de böylece, “tanınmış” kişiler statüsüne geçiveriyordu birden. Belki de bu da ayrı bir yazı konusudur, ne dersiniz. Kitaba dönecek olursak, Proust okumak zordur. Ama bir yerden başlamak istiyorsanız, bu kitabı tavsiye edebilirim. En azından Proust’un
Üst Kat Komşusuna MektuplarMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 2016528 okunma