Erkan Reis

Erkan Reis
@Kutoz
Pulathane durağında tren bekleyen yolcu...
Puan vermedi·304 syf.··
2016 98. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2016 12:30
Ne yalan söyleyeyim Marc Levy ismini ilk kez bu kitap ile duydum. Kütüphanede okumak için kitap ararken, elim birden Marc Levy’nin “Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey” adlı kitabına gitti. Sanırım, ilgimi çeken de kitabın ismi oldu. İnsanların birbirlerine söylemedikleri ne olabilirdi ki... Hadi söyle deseler, biraz düşünürsünüz. Çünkü size kalsa, söylenmesi gereken herşey şöylenmiştir... Ya da geçmişi deşmenin artık mânâsı yoktur. Peki sakladıklarınız? Sahi sakladıklarınız; zihninizde zaman zaman baş ağrısı yapan, yürek ağrınız olabilir mi. Söyleyemediğiniz, birbirinizden habersiz ayrı yönlerde, ayrı yollarda yeni keşiflere çıkan kaşif olmuş olabilirmisiniz. Kitabın baş kahramın Julia’nın da yaşadıkları böylesine söylenmemişler ile dolu. Hem kendisine söylenmemiş, hem de onun söylemedikleri. Yirmi yıl gibi uzun bir süre görüşmediği babası... Onsekiz yaşında Berlin’de babası tarafından koparılan bir aşk hikayesi... On yedi yıl boyunca öldü sandığı Berlin aşkının, aslın da yaşıyor olması... Evleneceği günden bir gün önce babasının vefat etmesi ile ertelenen düğün... Fantastik bir şekilde babasının bal mumu robotunun ansızın hayatına girip, hayatını değiştirmesi... Yaklaşık iki günde bitirdiğim bir kitap. Marc Levy’inin şiirsel anlatımı, okutuyor. Burası asla yadsınamaz. Konu, bildik birkaç yaşamsal öyküyü içerisinde barındırıyor. Babalar ve kızları. Sönmeyen bir aşk hikayesi ve yitip giden sevgililer. Bütün bunları, defalarca Yeşilçam filmlerinde izlemişizdir. Fakat, konu öylesine güzel harmanlanıyor ki, ister istemez kendinizi kitapın satırları arasında, kahramanlar ile yolculuğa çıkarıyorsunuz. Bir arayış var bu satırlarda. Temposu ve heyecanı düşmeyen, zaman zaman kendinizden birşeyleri de bulabildiğiniz, modern Leyla ve Mecnun hikayesi. Mevsim yaz. Plajda
Sinema
Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca ŞeyMarc Levy · Can Yayınları · 20181,214 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Erkan Reis

, bir kitap okudu
Puan vermedi·304 syf.··
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2016 12:30
·
2016 98. kitabı
Marc Levy
8.1/10 · 1.214 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2016 97. kitabı
Alemdağ’da var bir yılan Yılanın dilinde binbir yalan Sarmış yurdun dört bir yanını talan Aç gözlerini artık halkım, Uyan uyan... Alemdağ’da Var Bir Yılan Türk Edebiyatı’nın usta öykücüsü... Burgaz ada denilince, ılık rüzgarlarından önce “O” gelir akla... Sait Faik Abasıyanık. “Alemdağ’da Var Bir Yılan” adlı bu eser, yazarın vefatından önce yayımlanan son eseridir. Girişte yazdığım dörtlük, elbette ki bu kitabın içeriğinde yer almamaktadır. Ama eserdeki öykülerde yer alan “isyanın” çağrışımı, ister istemez bende bu dizeleri oluşturdu. Abasıyanık’ın öyküye başladığı döneme bir göz atacak olursak, öyküden ziyade alışılagelmiş şiir düzenini altüst etmiş olan “Garip” akımının, daha çok ses getirdiğini görüyoruz. Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat’ın başı çektiği bu akım, ister istemez dönemlerinde ki birçok yazar ve şairi de etkilemiştir. Garip akımında şiirin halk diline inmiş olması, Abasıyanık’ı da etkilemiş ve öykülerinde halkın içinde göze batmayan ama özünde yükü sırtlayan insanları yazmaya çalışmıştır. Sait Faik'in "O beni kendime alıştıran yazardır" dediği André Gide’nin bir bakıma kendisine etkileme sebebi olarak da, geleneklere isyan edip, toplum tarafından dışlanmış insanların yaşama hakkını savunmuş olması diyebiliriz. “Alemdağ’da Var Bir Yılan” adlı öykü kitabına dönecek olursak, yazarın diğer öykü kitaplarından farklı olarak bu kitapta, kendi yalnızlığını anlatmaya çalıştığını görüyoruz. "İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil." derken bile, toplumun yazarı anlamadığına dair ipuçlarını yakalamak mümkün. Yine bu kitapta "Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor." söylemi ise, toplum tarafından ötekileştirilmiş
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,4bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2016 31. kitabı
Stefan Zweig-Amok Koşucusu Hayat fotoğraflarda durur, o da bir anlığına. O an’ın hemen sonrasında ise kaldığı yerden devam eder. Kimi ülkelerde yavaş, kimilerinde ise hızlı akar hayat. Tıpkı bizim ülkemizde olduğu gibi. Saat çıldırmıştır, Akrep yelkovanı kovalar durur... Bir amacı vardır bu akışın. İnsanların bilinçli bir şekilde bir yerlere yetişme telaşı. Hele İstanbul’da, eşlik eder insana şehir hatları, martılar, güvercinler. Durduramazsın martıların kanatlarındaki rüzgarın uğultusunu. Bir de amaçsız koşular vardır. Yitirilen bir anıyı yakalama, kaybedilen sevgiyi bulma veya ölüme kavuşma. Stefan Zweig’in “Amok Koşucusu” adlı öyku kitabını okurken de yukarıda kısaca değindim durağan-akışkan zaman ikilemindeki insanların neye dönüştüğünü aslında anlatmaya çalıştım. Zweig yarattığı kahramanların ruhunun fotoğrafını çekiyor eserlerinde. Okur, soluksuz kaldığı kitap sayfalarında cümlelerde yazanı değil de, sayfalarda oynayan bir filmi izliyor hissine kapılıyor. Bu kitap toplam yedi öyküden oluşuyor. Her öykünün finalinde ya bir intihar, ya da bir ölüme rastlıyoruz. Bu pencereden bakıldığında, ölümün o hiçlik duygusu elbette ki soğuk geliyor okura. Fakat, derinlemesine düşünüldüğünde, öyküde ki kahramanların intihar yöntemini izliyor olmaları, kendi ruh dünyalarında bir bakıma “varoluş”u simgeliyor. Zweig’in yaşadığı dönemde ortaya çıkan “varoluşçuluk” felsefesi ile yine aynı dönemde etkilendiği Freud’un Psikalaniz Kuramındaki “hastaların zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları” konusunu nasıl içselleştirdiğini, bu eserde ki bütün öykülerde rahatlıkla görebiliyoruz. İnsan ruhu öylesine karmaşık bir yapıya sahipki, bugün bile hâlâ yeni bulgular ile bu labirentte ilerlemeye çalıştıkları bir gerçek. Ama Zweig öylesine bir kurgu
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma