Evet yazara soruyorum, böyle mükemmel, kusursuz bir evrene bu ana karakter olmuş mu? Hayır, senin için rahatsa yazar hanım, ben daha da başka bir şey demiyorum gerçekten. Evreni o kadar çok sevdim ki ilk kitabın sonunda dayanamadım ve daha çevrilmeden İngilizce okudum ikinci kitabı da. Kurgu mükemmel, yaratılan evren mükemmel, yan karakterlerimiz mükemmel ve serinin konusu ~ kurgusuna dair her detay inanılmaz güzel ama gel gör ki bir tane aptal ana karakter her şeyi batırmaya yetiyor. Eskiden olsa kitaba dair diğer detayları sevdim diye kızı görmezden gelir okurdum ama sanırım ne ben ergenlik yıllarımdaki umursamazlığa sahibim ne de yaş ilerledikçe aptallıklara olan tahammülünüz artıyor. Aksine gittikçe daha da azalıyor. Neyse, beyinsiz kızımıza dair her detaydan bahsedeceğim ama şimdi size kısaca bir kurguyu anlatayım..
Aslında kendi içinde özgün bir kurgu ama ana hatlarıyla diğer peri/büyü konulu fantastik serilere benziyor. Safkan fae’lerin yönetimde olduğu ve sıradan insanlarla melezleri küçük gördükleri, aşağıladıkları bir düzen hakim. İnsanlar köle gibi çalıştırılıyor ve melezler de (yarımlık-yarı fae yarı insan-yarım kan) insanlardan sadece bir tık daha iyi görülüyor safkan fae halkı tarafından. Ama tabii ki insanlar gibi yarımlıklar da aşağılık ucubelerden başka bir şey değil safkanların gözünde. Zaten insanlara şehrin Rax denilen izbe tarafı yaşamak için hak görülmüş. Safkanlar da Tarecuori denilen şehrin saraylarla, lüks ve en pahalı zevklerle dolu tarafında yaşıyorlar. Ve insanlar Tarecuori’ye çalışmak dışında giremez/ girmeleri yasak. Ana karakterimiz de bir yarımlık ve bu düzenden nefret ediyor. Bir gün bir kahin tarafından ona kraliçe olmak vaadiyle bir görev teklif ediliyor. Şayet kızımız bu görevi (söyleyemem görevin kendisi spoiler) başarıyla