Gitsem, onlara gitsem ve desem ki: Bana gerçeklik zevki veren ulular! Ben de sizin gibi oldum. Öldüm.
Fakat zehri şeker gibi yutmak değil, şekerden seçmeden yutmak gerekmiş. Zira insan, değil acı ve tatlı kaydından, hatta sırasında aşkından bile geçmedikçe ölmüş olmuyor.
Ölmeden önce yaşamak ise can çekişmekten başka bir şey değil..
İşte ben de onun için öldüm; her zerresinden hayat taşan, her nefese bin can satın alan bir Çelebi gibi, artık ben de yaşayan bir ölüyüm!
Manevî arayış içerisindeki insanın, beşerlikten hakikî insanlığa giden yolda yaşadığı büyük dönüşümü anlatan Yaşayan Ölü, sufî yazar Samiha Ayverdi'nin kaleminden çıkmış dikkate değer bir tasavvufî romandır. Yazar, 8'i roman olmak üzere birbirinden değerli 40 eseri Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatına kazandırmıştır.
Roman, İstanbul'un sosyal ve ekonomik yönden üst düzey ailelerinden birine mensup genç bir kız olan Leyla'nın hikayesini anlatmaktadır. Leyla, menfaat, hırs ve yalanlarla dolu çevresinden kaçarak daha sakin ve huzurlu bir yaşam sürme umuduyla Konya'ya taşınır. Burada tanıştığı sufî hattat Gerçek Çelebi ve torunu Ayşe vesilesi ile büyük bir psikolojik dönüşüm sürecine girer. Bir nevi ruhsal büyüme ve kemale erme yolcuğu olan bu süreç, derin bir varoluş sancısıyla başlamış ve zorlu sınavlar karşısında iradesinin hakkını vererek kendi özündeki iyiyi, doğruyu ve güzeli keşfetmesiyle yani kendini bulmasıyla neticelenmiştir. Leyla'nın bu süreçteki en büyük sınavı ise hayatında ilk kez tattığı gerçek aşk duygusu olmuştur.
Samiha Ayverdi, kahramanın kemâle erme yolculuğu esnasında yaşadığı savrulmaları son derece etkileyici psikolojik tahlillerle gözler önüne serer. Bu tahliller, Leyla'nın iç dünyasını olduğu gibi yansıtmakla kalmaz, okuyucunun da kendisini