Paralel evren teorisine inanır mısınız?
İnanmıyorsanız bile bu kitaptan sonra kendinizi sorgulamanız çok olası. Hayal edin: doğduğunuz andan itibaren bir seçim furyasının içine düşüyorsunuz. Aslında kimseye dokunmadan düz bir çizgide ilerliyor zannettiğiniz hayatınız, birçok insana dokunuyor. Ve yaptığınız her seçim kök yaşamınızda bir dal oluşturuyor. Böylece hayatınız "Ya bunun yerine şu seçimi yapmış olsaydım?" dediğiniz bir sürü paralel evrene dönüşüyor. "Ya o bölüm yerine şunu tercih etseydim? Ya şu teklife evet deseydim..."
Kitapta da kendini gerçekleştirememe duygusu yüzünden kapana kısılmış, geçmişe dair pişmanlıkları sırtında yük olmuş ve artık kimsenin ona ihtiyacı kalmadığını düşünen Nora'nın hayatını okuyoruz.
Nora hayatında yaşadığı acı kayıplarla yüzleşemediği ve artık onu hayatta tutan hiçbir şeyin kalmadığına inandığı an, öldüğünde çok huzurlu görünen kedisi gibi ölüme teslim olmaya karar veriyor. Ama beklenmedik bir şekilde kendini bir kütüphanede buluyor.
Kütüphanede sonsuz kitap var. Bu kitaplar, yapacağı farklı seçimlerin oluşturduğu sonsuz dallar aslında. Ve Nora bu kütüphanede gerçekten istediği hayatı aramaya başlıyor.
Bu kütüphane sayesinde Nora geçmişte verdiği ve pişman olduğu kararları değiştirmeye ve sonsuz paralel evreni keşfetmeye başlıyor. Keşfettikçe pişmanlıklarının kendisiyle alakalı olmadığını. Hayatına başlarının istekleriyle yön verdiği her an nasıl da kaybolduğunu, sevgisizliğin ne denli acıttığını, aslında en büyük yoksunluğun sevgi olduğunu anlıyor.
Girdiği her hayatta çoktan bir şeyler başarmış ve çevre kazanmış halde buluyor kendini. Kısacası girdiği her hayatta bir yabancı, neler olduğunu anlamaya ve uyum sağlamaya çalışan bir casus.
Yaşadığı her hayatta sevmediği onu üzen seyler mutlaka var. Her hayal kırıklığında