"İnsan, acısıyla tek başına kalmayı ve kaçma isteğinin üstesinden nasıl geleceğini öğrendiğinde; artık öğrenecek çok az şeyi kalmıştır" diyor Albert Camus ve
Dostoyevski ekliyor:
"Yani beni öldüresiye bunalttınız. Ben de tek başıma kalmak istiyorum" şeklinde tamamlar..
"Birine verebileceğiniz en büyük hediye zamanınız, dikkatiniz, sevginiz, ilginizdir.” der Joel Osteen,
“İlgi, cömertliğin en nadide ve en saf şeklidir.” diye devam eder Simone Weil ve
“Dinlemek, karşındakine 'Sen varsın,
Sana değer veriyorum' demenin en kestirme yoludur.”
şeklinde bitirir Doğan Cüceloğlu..
Yalnızlık.. Gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir. Isınmak için güneşin doğmasını beklersin ama o güneş hiçbir zaman doğmaz..
Yalnızlık aynı havayı soluyupta, bir türlü yan yana olamamak gibidir. Aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin ama yapamazsın. Aldığın her nefes, ciğerini acıtmaya başlar..
Yalnızlık dediğin, eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır; yalnızlık..
Ey gönlüm üzülme, her gece böyle için için yanacak değilsin.
Küle dönmüşlüğün bir bakarsın güle çevrilir. Doğruları bırakıp yanlışları da savunacak değilsin. Sabır diye bitirdiğin her gün, sonunda şükür diyen dile çevrilir. Unutma ki yalnızlık doğrunun eskimeyen dostu. Umut etmek ise imanın olmazsa olmazı. Bakarsın şer bildiklerin bile hayırlı bir hâle çevrilir. Ne olur ayrılma isteme kapısından. Duada ısrarını ve insan yanını bırakma sakın. Ve unutma, hatırla! Müjdeli haberler, her zaman isteyen kula çevrilir..
Herkesin "bağlı" olduğu ama kimsenin "ait" olmadığı bir çağın mültecileriyiz. Yan yana oturuyoruz ama ruhlarımız arasında fersah fersah sessizlik var..
Ali Şeriati'nin dediği gibi; "Seni anlayan, seni seven kişiden daha üstündür." Biz sevilmeye aç değiliz, biz anlaşılmaya muhtacız. Biriktirdiğimiz insan sayısı arttıkça, paylaştığımız hakikat azalıyor. Cebindeki telefon dünyayı eve sığdırıyor da, sen o dünyanın içine bir türlü sığamıyorsun. Unutma; kalabalık seni sadece meşgul eder, yalnızlığını ise ancak derin bir "huzur" iyileştirir..
-Alıntı-