Gümegittimgelicem

Herkes herkese mi ait?
9/10
·272 syf.·
2026 4. kitabı
Korkunç kelimesinin az geldiği bir distopya. Sadece tüketen, değer yargılarından uzak, insanlıktan uzak, her şeyin sığ olduğu bir düzenin kurgulandığı bu eseri okuduğumda ne yazık ki bu korkunç distopyanın deri değiştirmiş şekilde gerçekleştiğini düşündüm. Evet kitaptaki gibi “tüketin, hiçbir şeyin eskisiyle kalmayın” denilen hipodenya sürecinden geçmesek de artık her kıyafetin farklı renkleri olmazsa bizi eksik hissettirecekmiş gibi yönlendiren ınfuluencelerimiz var. Ve ne yazık ki bir reels kadar uzağımızdalar. Eskiden azla yetinmeyi öğreten, kadir kıymet bilen insanlarımızdan gösteriş meraklısı aldığını bir gün giyip öteki gün fırlatan riyakar insanlara dönen o iğrenç çağdayız. Kapitalistlerin ekmeğine bol bol yağ sürüp kendimizden eksiltip insanlara değil nesnelere değer verdiğimiz o dönemde. Kitaptaki distopik dünyada insanlar arasında sevgi,aidiyet hisi, aile gibi bağlar yok. Karşı cinsle ilişki sadece bedensel ilişkiye indirgenmiş. Seks var ama tutku yok, sevgi yok. Herkes, herkese aittir denilerek insani bağların önü kesilmiş. Hayvanlardan farksız cinsel bir hayat ve tüketim var. Emek göstermek,biri için sebat etmek yok. Yatakla başlayıp yatakla biten tek düze, bayağı vasat yüzeysel ilişkiler. Ne yazik ki bu da günümüzde gerçekleşen bir diğer olgu. Eskiden birbirinin elini tutmaya çekinen aşıklardan “flört” adı altında sadakatsizliği normalleştiren insanlara. Sevişmenin kökü bile sevmekten gelirken birbirini arzu bakımından doyuran içi boş insanlara evrildi bu dünya. Ne yazık ki modernlik adı altında oluyor bunlar. Kitabı tavsiye ederim günümüzle çok özdeşleştireceksiniz.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Gümegittimgelicem isimli okura yanıt verildi
Gümegittimgelicem
Sevda rica ederim, başarılar 🌸
Reklam
Puan vermedi·325 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:53
Algernon’a Çiçekler sadece zekanın sınırlarını kurcalayan bir roman değil; insan olmanın, dışlanmanın ve o en derindeki "görülme" arzularımızın sarsıcı bir haritası. Kitap, bilginin ve zekanın insanı her zaman mutlu etmediğini, aksine bazen çevresiyle arasına ne kadar aşılmaz ve soğuk duvarlar örebileceğini gösteriyor. Daniel Keyes, Charlie'nin dünyasını bize doğrudan onun dilinden, onun yazdığı raporlarla anlatırken aslında bizi çok ince bir psikolojik labirente sokuyor. İnsan ilişkilerindeki o iki yüzlülüğü, saf bir sevgiyle yoğrulmamış ham zekanın ne kadar acımasız olabileceğini yüzümüze çarpan, sistemin o kibirli çarklarını çok derinden eleştiren bir yapısı var. Okurken bir yandan zihnimizin sınırlarını sorguluyor, bir yandan da şefkatsiz bir dünyanın ne kadar karanlık olabileceğini görüyoruz. Charlie’nin dünyasına adım attığım andan beri, sanki onunla aynı odada oturuyor, o labirentlerde onunla birlikte kayboluyormuş gibi hissettim. Sevilmek, sadece "ben de buradayım" diyebilmek için atan o temiz kalbini o kadar yakından hissetmek içimi sızlattı. Sayfalar ilerledikçe, onun farkındalığıyla birlikte benim de dünyaya bakışım değişti; insanların ne kadar kırıcı olabileceğini onun gözlerinden görmek beni de o yalnızlığın tam ortasına bıraktı. Charlie ve küçük dostu Algernon içimde öyle bir yer edindi ki, sanki kitaptaki bir karakteri değil de çok yakından tanıdığım, korumak istediğim birini okudum. Kitabın kapağını kapattığımda içimde kalan o derin şefkat ve buruk his, sanırım çok uzun süre benimle yaşayacak; çünkü bu hikaye bittikten sonra bile insanı kendi kalbiyle baş başa bırakıyor. (lütfn sizde bu dünyaya şansz verin ve Charlieyle tanşın... herne ise...)
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Gümegittimgelicem isimli okura yanıt verildi
Gümegittimgelicem
︎Sevgi♡Meren︎ çok merak ettim, anlaştık ☺
Puan vermedi·325 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:53
Algernon’a Çiçekler sadece zekanın sınırlarını kurcalayan bir roman değil; insan olmanın, dışlanmanın ve o en derindeki "görülme" arzularımızın sarsıcı bir haritası. Kitap, bilginin ve zekanın insanı her zaman mutlu etmediğini, aksine bazen çevresiyle arasına ne kadar aşılmaz ve soğuk duvarlar örebileceğini gösteriyor. Daniel Keyes, Charlie'nin dünyasını bize doğrudan onun dilinden, onun yazdığı raporlarla anlatırken aslında bizi çok ince bir psikolojik labirente sokuyor. İnsan ilişkilerindeki o iki yüzlülüğü, saf bir sevgiyle yoğrulmamış ham zekanın ne kadar acımasız olabileceğini yüzümüze çarpan, sistemin o kibirli çarklarını çok derinden eleştiren bir yapısı var. Okurken bir yandan zihnimizin sınırlarını sorguluyor, bir yandan da şefkatsiz bir dünyanın ne kadar karanlık olabileceğini görüyoruz. Charlie’nin dünyasına adım attığım andan beri, sanki onunla aynı odada oturuyor, o labirentlerde onunla birlikte kayboluyormuş gibi hissettim. Sevilmek, sadece "ben de buradayım" diyebilmek için atan o temiz kalbini o kadar yakından hissetmek içimi sızlattı. Sayfalar ilerledikçe, onun farkındalığıyla birlikte benim de dünyaya bakışım değişti; insanların ne kadar kırıcı olabileceğini onun gözlerinden görmek beni de o yalnızlığın tam ortasına bıraktı. Charlie ve küçük dostu Algernon içimde öyle bir yer edindi ki, sanki kitaptaki bir karakteri değil de çok yakından tanıdığım, korumak istediğim birini okudum. Kitabın kapağını kapattığımda içimde kalan o derin şefkat ve buruk his, sanırım çok uzun süre benimle yaşayacak; çünkü bu hikaye bittikten sonra bile insanı kendi kalbiyle baş başa bırakıyor. (lütfn sizde bu dünyaya şansz verin ve Charlieyle tanşın... herne ise...)
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Gümegittimgelicem isimli okura yanıt verildi
Gümegittimgelicem
︎Sevgi♡Meren︎ bugün sipariş verdim, okur okumaz mutlaka ☺
Puan vermedi·272 syf.··
2026 327. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 13:25
Öz Saygı Dersleri bittiğimde elimde “çok şey öğrendim” hissinden çok, “kendime bazı şeyleri itiraf ettim” duygusu kaldı. Yoon Hong Gyun kitabı akademik bir dille değil, günlük hayatın içinden, neredeyse yüzüne ayna tutar gibi anlatıyor. Bu yüzden okuması kolay ama etkisi rahatsız edici. Kitap genel olarak çok basit anlatıyor ama o basitlik insanı biraz rahatsız ediyor. Çünkü kaçacak yer bırakmıyor. Mesela sürekli başkalarını kırmamak için kendimden verdiğimi, “ayıp olmasın” diye sustuğumu düşündüm. Sonra içten içe rahatsız olup bunu yine kendime yüklediğimi… Kitap bunu direkt yüzüne vuruyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, öz saygının büyük laflarla değil küçük davranışlarla ilgili olmasıydı. İnsanların bizi nasıl gördüğünden çok, bizim kendimize nasıl davrandığımız.Aslında gün içinde kendimizi ne kadar yok saydığımızı fark ettim. “Hayır” diyememek, sırf karşı taraf kırılmasın diye kendinden vermek, sonra da içten içe rahatsız olmak… Bunlar okurken farkında olsam da bunların yüzleştiğim şeylerdi. Bir yerde şu düşünce özellikle takıldı bana: “Kendine saygısı olan insan, kendini sürekli kanıtlama ihtiyacı duymaz.” Bunu okuyunca durdum. Çünkü çoğu zaman yaptığımız şey tam olarak bu. Kendimizi anlatmak, onaylatmak, değerli hissetmek için sürekli bir şeyler yapmak… Aslında bu bile başlı başına bir yorgunluk. Rahatsız olduğum yerlerden biri de şuydu: Kitapta en zoruma giden kısım da şuydu; kitap bazı davranışları “iyi niyet” değil, direkt öz saygı eksikliği olarak anlatıyor. Yani sen iyi bir şey yaptığını sanıyorsun ama aslında kendine haksızlık ediyorsun. Bunu kabul etmek biraz ağır geldi açıkçası. Kitap, insanın kendi sınırlarını koruyamamasını açık açık bir öz saygı problemi olarak anlatıyor. Yani mesele sadece “iyi niyetli olmak” değil, bazen kendine haksızlık
Öz Saygı DersleriYoon Hong Gyun · Timaş Yayınları · 202665 okunma
Gümegittimgelicem isimli okura yanıt verildi
Gümegittimgelicem
Nur rica ederim, gayet doyurucu bir inceleme