insanlar yeryüzündeki yaşantımızın yoksulluğundan gittikçe bunaldıklarından, felsefe ya da dinden, gücü eksilmeyip, sürekli olarak artan bir ilaç istedi. Filosoflar birkaçı dışında Yeni Platonculuğa sığındı. Eğitim görmemiş olanlarsa, Doğunun değişik boş inanlarına; sonra gitgide, yaşantının bütün iyiliğini mezarın ötesine bırakan ve Epikuros’un tam karşıtı bir öğreti getiren Hristiyanlığa.
Zeki adamlarının dünyadan umudunu kestiği dönemler. Gerekli olanı bildiklerini, onun ortaya çıkarılması konusunda hiçbir umut ışığının bulunmadığını düşünürler kişiler öyle zamanlarda. Bu psikolojik tutum, yeryüzündeki yaşantıyı kökünden bozuk sayan daha derin bir umutsuzluğa kolayca atlayıverir. Fakat, gelecek bir yaşantıda ya da gizemli (mystik) bir biçim değiştirmede iyinin bulunacağını umar.