Betül

Betül

, bir kitap okudu
Puan vermedi·110 syf.·
7 günde okudu
·
2021 27. kitabı
Sezai Karakoç
8.9/10 · 785 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ruh cüzzamı, iyiliğe yüz tutacaktır. Ve ölü dirilecektir oruç akşamlarında. Ve orucun sancağında Ulu Peygamber'in mührü vuruludur. Kalbimizde de vurulu olduğu gibi. Ve oruç, O'nun Hicretinden sayfalar açar yüreğimizde. Bir tarih olur, bizi mitleştirir. Reel'in en çıplak anlarında mit kahramanları yapar bizi. Ve bizler, dağılmış, darmadağın olmuş bizler, yeniden toplanırız Son Peygamber'in bayrağı altında, oruçla, namazla, hacla, kurbanla, dua ve imânla. Yolun kıyısında bakakalır inançsızlar ve inkârcılar. Ne olurdu onlar da bu yolculuğa, bu kutlu hicre- te katılsalardı! Evet, hicrettir bu. Ama, giderek, bir miraca dönüşür. İftar saatlerinde içilen su zemzem olur. Ve sonra Cebrail ve Refref gelir. Daha sonra da ateşin yakmadığı aşk kanatları. Evet, oruç ayı, oruç mutluluğu, oruç hicreti, oruç miracı konuk olarak geldi. Ne mutlu o konuğu şehrin kapılarından başlayarak şafak sökmeden karşılayanlara.
Muhyiddîn-i Arabî Hazretleri, ağır bir hastalık sırasında ölüm anında, Yasin-i Şerîf'i şifa veren bir delikanlı şeklinde görmüştü. Ağır bir materyalizm hastalığıyla yere çarpılmış insan için de oruç ayı, böylesine somut bir şekilde kurtarmaya gelen, genç inanç eridir. Yeter ki insan onu görebilsin. Yerden doğrulmasına yardıma gelen bu doktora bir el uzatmak yeter. Yerden bile olsa.
Süleymaniye'nin bir taşına Mimar Sinan'ın adını kazımaya gerek yoktur. Çünkü; bir anlamda, Süleymaniye, Sinan'ın ta kendisidir. Süleymaniye olmasa, öbür camileri, köprüleri, hamamları v.b. olmasa Sinan Sinan olamazdı. Sinan'ı Sinan yapan, eseridir. Eseri, sanatçının kendisidir, gerisi malzeme. İnsan da böyle. Allah'ın izniyle, o, kendi kendinin mimarıdır. Kendinden kabiliyetinin elverdiği en üstün insanı çıkarmadıkça, kendi kendisi olamaz. Belki, kendi kendisinin malzemesi olarak kalır. Deniz dibindeki hazine, çıkarılmadıkça hazine değildir.
Hakikat, hem çok açıkta, hem çok gizlidir. Açıkta oluşu, gizli oluşunu unutturarak, insanı yanıltmakta ve kendini ona sahip sanma yanılgısına duşürmektedir. Bunu, eskiden: "zuhuru perde olmuştur zuhura" diye ifade etmişlerdir. Öyleyse, açıkta olanı da gizliymişçesine arayalım. Bulduğumuzu bir daha, bir daha bulmaya çalışalım. Ve bunu da elele, gönül gönüle, kafa kataya vererek yapalım.