Gündönümü

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.638
Gösterim
Adı:
Gündönümü
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9123441686
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Baskılar:
Gündönümü
Gündönümü
Bu kitap, 6 Mayıs 1976-14 Ekim 1976 tarihleri arasında DİRİLİŞ Pazartesi-Perşembe Günlüğü'nde Gündönümü başlığıyla ve yazarın imzasıyla yayınlanan yazılardan oluşmuştur.
109 syf.
MİRAÇ ,Mutlak 'ın aşk yüzünü görme yolculuğudur.
Peygamber armağanıdır o.
Miraçtır açıp kapayan Cennet ve Cehennemin pencerelerini...
Kadir gecesinin tohumudur o.
Ruhtaki zehri ,biriken zehri alan panzehirdir. Miraç ruhu..


ORUÇ ayı ,aylar içerisinde diriliş ayıdır. Geceyle gündüze ,birbirine geçme ,yol açma ve yol verme,yaklaşma ve kaynaşma parçası.
Namazın başka bir biçime girişi , haccın başka türlüsü ,kelime-i şehadetin nimetlere rahmani zincir vuranı..
Oruç , Hz. İsa nın ''gök sofrası'' nı önümüze açar. Ki Hz. Meryem , mihrabin yanında bulunurdu her iftar saatinde o sofradan yiyecekler.
Ve ,orucun sancağında Ulu Peygamer in mührü vuruludur. Kalbimizde de vurulu olduğu gibi.
Ve ORUÇ ,onun Hicretinden sayfalar açar yüreğimizde.

Ve bizler ,dağılmış ,darmadağın olmuş bizler yeniden toplanırız Son Peygamber 'in sancağı altında ,oruçla ,namazla , hacla ,kurbanla , dua ve imanla.

Tekrar tekrar okunası bir eser mutlaka okuyun efendim
Allahın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun. Dua ve selam ile..
109 syf.
·10/10 puan
Sezai Karakoç, ütopik gibi görünen ama gerçekleşmesi mümkün olabilecek bir medeniyetin fikrini ortaya koyan ilk ve tek kişi. Çağımızın sorunlarına merhem olacak, insanlığı kurtuluşa ulaştıracak bir medeniyet fikri bu.
...
Yazar, ‘Gündönümü’ kitabında bu bahsettiği medeniyetin dirilişini farklı yönlerden anlatıyor ve bence çok okunan diğer kitaplarını tamamlayıcı nitelik taşıyor bu kitap.
...
İki tane Gündönümü vardır: 21 Haziran ve 21 Aralık.
Birinde yaz başlar, diğerinde ise kış.
Yazar bu kitabında yazın başlayacağı gündönümüden bahsediyor. O yaz gününde İman küfre karşı zafer kazanacaktır diyor üstad.
...
Sezai Karakoç’un dili çok sade olmasına rağmen, satırları hemen geçmek mümkün değil. Aynı cümleyi defalarca okuyup, düşünüp sindirme ihtiyacı hissediyorsunuz. Türkçe’yi çok güzel kullanıyor bir kere, hayran olmamak elde değil. Zihin yoran bir kitap, bu bir gerçek ama çok güzeldi.
...
Sezai Karakoç’un kitaplarını okuyup bitirmek bir son değil, bir başlangıç... Asıl sonrasında ne yaptığımız önemli... Ne kadarı idrak edebildiğimiz, ne kadarını hayatımıza geçirebildiğimiz önemli bence. Dirilişe inanmış olan ve eserleriyle diriliş tohumunu eken bu değerli yazarı tanımak ve anlayabilmek bir ayrıcalık olsa gerek. Hakikatleri, yazarın o enfes üslubuyla keşfetmek çok güzeldi. Darısı diğer okurlara...

Sağlıcakla kalın, kitapla kalın...
96 syf.
·Puan vermedi
Okudukça okuyası geliyor insanın. Yaralı ruhlarımıza devâ gibi bir çağrı yapıyor Karakoç "diriliş çağrısı"; ruhun yeniden doğuşunun , hakikate dönüşün çağrısı!
Kitabın 30. Sayfasına geldim daha. Ama kendimi alamadım incelemesini yazmaktan , dilim döndüğünce. Biz müslüman geçinen insanlara kaygısını sesleniyor, maddiyatın ötesine, hakikate çağırıyor. İçimizin putlarını yıkmaya, 'sefer der vatan'a * " lâ süpürgesiyle yolları süpürmeden illâ sarayına varamazsın '" dediği gibi velinin..Lâ, zihni olmazlardan ayıklarken illâ, ayıklanan zihne en temel gerçeği dikmektedir. İçimizdeki putları yıkmak; dışımızdaki putları yıkmak ve hakikat çağrısına yönelmek için anahtardır.İçimizdeki putlar nefsimizdir, benliğimizdir.İlahlaştırılan tüm o dışsal şeylerin hep içimizde putlaştırdığımız benliğimizden güç aldığını ifade eder Karakoç.Ve insanın tüm bunları yıkarak, ancak varoluş amacı olan 'Allaha kulluk etmek'le varoluşunun karakter kazanacağını söyler ki; Allah'ı tesbih eden tüm o varlıklar icinde kendisine irade bahşedilen insanın aldanmaları aşarak Allah'a yönelişi bambaşka bir değer kazanmaktadır. Bizi bir kez daha uyandırmalıdır ki bu yüce yönelişi kendi irademizle seçebiliyor olmanın tadına varalım. Sevgili Sezai Karakoç tüm bu ulvi çağrıları yaparken şöyle seslenir bizlere "öteki dünyadan önce bu dünyada 'ruh cehennemi' ne düşmeme direnişi ve sabrını sürdürmeğe çalışan Diriliş Çâğrısı yolcularıyız biz. Ya da daha doğrusu, böyle bir yolcu olmaktan öte bir amaç taşımama alınyazısını Ulu Yaratıcı'dan dileyen kullar". Ve umut fısıldar; "sürekli gece, sürekli kış, sürekli ölüm yoktur.."
Allah ondan razı olsun.

* sefer der vatan: yurtta yolculuk( iç yolculuk)
96 syf.
·10/10 puan
"Ama bu gün dönümü, günün batıya doğru değil, ruhun doğusuna ve doğuşuna doğru döndüğünün işareti olan bir gün dönümüdür." (syf 94)

"Diriliş, bir üslûptur ama, sadece bir deyiş üslûbu değil, bir oluş, bir varoluş üslûbu ve yokoluştan kurtuluş üslûbudur." (syf 71)

Diriliş'i bu sefer Gündoğumu ile selamlamış Sayın Karakoç. Okuduklarım içerisinde en su gibi gideni bu kitap oldu. Yüzeysel mi kalmış yazdıkları tabi ki, hayır. İlk defa bu kadar kendini belli etmiş. Ne olursa olsun her kitabı okunmalı, başucu kitaplarından olmalı insanın. Okuduklarım arasında tavsiye ettiklerim, (kesinlikle ama kesinlikle) Yitik Cennet ve Diriliş Neslinin Amentüsü idi. Artık bu kitapta dahil oldu.

Diriliş, kağıtlar dolusu kitaplar yazıp ciltlemek değil. İnsanın ruhunda ciltlenecek ve insan ruhunu ciltleyecek bir anlayıştır. Kendimizi böylesi kitaplardan mahrum mu bırakalım? Yazık değil mi ;)

Sezai Karakoç etkinliğiyle bu kitabı okumama vesile olan okur arkadaşımıza da teşekkürü can-ı gönülden borç bilirim :)

D İ R İ L İ Ş L E D İ R İ L İ N...
96 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Kendini kaybettiğinin farkında olduğu gün kendini aramaya çıkacağı gündür, insanın."

Diriliş Neslinin Amentüsü kitabı sıradayken bu kitaba neden başladım bilmiyorum ama bu kitabıyla Sezai Karakoç'un fikirleri zihnimde netlesmeye başladı.
Buradaki yazılar 1976 yılında Diriliş' te yayımlanan yazılardan oluşmakta.
Biz Sezai Karakoç'a bir edebiyatçı gözüyle yahut herhangi bir yazar gözüyle bakamıyoruz zira belli bir misyonu olan ve arkasında onca eserle bunu anlatmanin derdini taşıyan bir yazardan bahsediyoruz.
Buradaki yazılar için sadra şifa akıllara sakinlik verici desem abartmıs olmayacağım zira Karakoç'un zihin dünyası o kadar net ki cümleleri öyle yerliyerindeki bunu okurken hissediyorsunuz. Netlikten kastım ise ne istediğini biliyor olması Diriliş Nesli, İslâmın dirilişi, ruhun dirilişi derken ne kastettiğini aslında neyin olması gerektigi ve ne yapılması gerektiğini kafasında oturtmuş birisi. (Bu kafa netligine çok ihtiyacım var)Bu hayalperestce geçici bir heves ile ortaya atılmış bir fikir de değil zira,
Sezai Karakoç'un hayatını okuyunca bu da anlaşılıyor.
Ve bu netlikten rahatsızlık duymuyorsun zira kendisi söylüyordu birisini kurtarma iddiasında olmadığını. Biz birlikte kurtulma sevinci ve mutluluğunu paylaşma isteklileriyiz diyordu.

"Sezai Karakoç bize ne söyler " cevabı için okumaya devam...
110 syf.
·2 günde·8/10 puan
Sezai Karakoç'un birçok meşhur, popüler kitabından daha güzel bir kitap. Kıyıda köşede kalmış; ama çok güzel vurgular, tespitler ve değerlendirmeler var kitabın içinde.

Gerek insanlığa, gerekse sadece biz Müslümanlara dair pek çok değerlendirme, tespit barındırıyor. Ve neredeyse hepsi de doğru ve yerinde değerlendirmeler ve tespitler. Ön planda olan kitaplarında olduğu gibi ağır ve süslü bir dil yok bu kitapta, sade ve anlaşılır bir dil kullanmış.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Sezai Karakoç'un Gündönümü adlı eserinde kendisini tanıma şansı yakaladım.Çünkü insanların düşünceleri ,kişinin kendisini ele verir .Bunu bu eserde bir kez daha anladım.İslam'a inanan biz müslümanların inandığımız ve bildiğimiz halde yaptığımız yanlışlar ,Sezai Karakoç bu eserinde geleceğin gençlerinden çok umutlu ,geleceği "diriliş vakti" olarak görüyor .Tavsiye ederim.İyi okumalar ,değerli okuyucular...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Sezai Karakoç'un dilini hep çok beğenmişimdir. Ancak bu kitabını okurken çok nadiren de olsa sıkıldım diyebilirim. Kitap bölümlere ayrılmış şekilde. Bu yüzden bır çırpıda okudum. Diğer kitaplarında olduğu gibi Diriliş Nesli temalı bir kitaptı. Bir davanın savunmasını okur gibi hissettirdi. Kazançlı bir deneyimdi. Tavsiye ederim.
96 syf.
Karakoç gerçekten muazzam bir şair. Türk şiiri için kaybedilmemesi gereken bir değer. Lakin fikri yazıları çok boşlukta kalıyor. Osmanlı yazı beklentisi, hayranlığı ve özlemi belli olurken yerdiği şeyler bizim değerlerimiz oluyor. Bu sebeple de hoş karşılayamadım. Anlatımından ve birkaç iyi yerinden puan hak eden bir kitap olmuş. Sezai bey amca sanırım ümmet ve millet kavramlarını bilerek karıştırmış gibi yapıyor ve millet kavramını ümmetleştirmeye çalışıyor. Millet arasında ulusal, dil, kültürel, toprak gibi bağları değil sadece din bağları olduğunu iddia ediyor. Bu da baştan çürütüyor kitabı. Yine de şairliğine saygıdan 10 üzerinden 6 diyelim. ^^
Bir insanın ruhunun  da doğum ve ölümleri var. İnsan, daha nice kez doğar ve uyanık durmazsa, nice kez ölür. Dirilişlere ve ölüşlere gebe kalır ruh boyuna. Ve bunun gerçek neşe ve hüznüyle çalkalanır durur. Kalp kararır, ışır. Ruh, aydınlanır, sararır solar. Dışımızda olduğu gibi içimizde de nice geceler ve gündüzler, fecirler ve alacakaranlıklar birbirini kovalar. Bütün mesele, alınyazısını dolduran bütün bu ak ve kara oluşların son hesabında, kârlı çıkmakta. Alınların ak, vicdanların rahat, ruhların yücelmiş olarak yaratıcıya dolaysız dönüş gününü karşılayabilmelerinde.
Şeytan bilir yenileceğini. Her zaman yenildiğini bilir. Ama o, tek başına yenilmeyi sevmez. Başkalarının da kendisi gibi ve kendisiyle birlikte yenilmesinden hoşlanır. Bundan öylesine sevinç duyar ki, kendisinin de zavallılarla birlikte yenilmiş olduğunu unutur. Bu sevinci, başkalarının yenilmesinden duyulan ters hazzı, bir yengi sevinci sanır.
Evet, oruç ayı, oruç mutluluğu, oruç hicreti, oruç miracı konuk olarak geldi. Ne mutlu o konuğu şehrin kapılarından başlayarak şafak sökmeden karşılayanlara.
Orucun soyutuna ve somutuna gark olanlara.
Tanrı’nın boyasına boyananlara.
Tanrı’nın boyası... Oruç, en keskin renklerinden bir renktir o boyanın.
Her yıl ramazan ayında o boyaya baştan ayağa batmaktır müminin görevi.
Sezai Karakoç
Sayfa 105 - Hicretten Miraca
Eseri, sanatçının kendisidir, gerisi malzeme.
İnsan da böyle. Allah’ın izniyle, o, kendi kendinin mimarıdır. Kendinden kabiliyetinin elverdiği en üstün insanı çıkarmadıkça, kendi kendisi olamaz. Belki, kendi kendisinin malzemesi olarak kalır.
Deniz dibindeki hazine, çıkarılmadıkça hazine değildir.
Evet! Kendimizden “kendimiz”i çıkarmak! Bu dünyaya gelişimizin sebebi bu: ölü, statik malzememizden, canlı ve diri, dinamik ve anlamlı ruhumuzun varoluş heykelini çıkarmak ve onu ebedîliğin ahenginde kalıcı kılmak.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gündönümü
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9123441686
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Baskılar:
Gündönümü
Gündönümü
Bu kitap, 6 Mayıs 1976-14 Ekim 1976 tarihleri arasında DİRİLİŞ Pazartesi-Perşembe Günlüğü'nde Gündönümü başlığıyla ve yazarın imzasıyla yayınlanan yazılardan oluşmuştur.

Kitabı okuyanlar 276 okur

  • Müderrise
  • M.
  • Fen Hocam
  • Büşra Duman
  • Rabia Şimşek
  • Fatma Geriş
  • Aysema Duğan
  • Zehra Baltacı
  • VesoD
  • Betül

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.2 (5)
9
%1.4 (1)
8
%2.9 (2)
7
%2.9 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0