İnsan kendi kendisinden haberdar olan bir varlıktır. Bu da onun eğilimlerinin birbiri üzerine yeni tepkilerde bulunmasını gerektirir. Başka bir deyişle insan, olumsuz eğilimlerinin farkında olup onunla savaşma kabiliyetine sahiptir. İnsanın kendi kendisinden haberdar oluşunun onun kurtuluşunun esası olduğunu söylemek abartılı bir görüş olarak kabul edilse bile, bunun karakter dengesini değiştirdiği ve fıtratın saklı kuvvetlerinden alınan yeni güçleri ortaya çıkardığı muhakkaktır. İradi değiştirme faaliyeti, farkına varılan bir eğilimle savaşmayı, sonuç olarak da iradeden doğan bu fiilin ruha yerleşmesini beraberinde getirir. Diğer taraftan değişimi sağlayıcı bu duruma nefsin hazırlanması gerekir. Bunun için de nefsin temizlenmesi, arzu edilen fiillere uygun bir çerçeveye sokulması ve ibadet ve infak gibi belirli asli ve yardımcı fillerin yapılması gerekir.
Kâh hayra kâh şerre yönelen insan, ince bir ip üzerinde dengeyi sağlamak için bir sağa bir sola yalpalayan cambaz misali bazen maddî âleme bazen de manevî dünyaya meyleder durur,