Ömer Kaya

Ömer Kaya
@Kyby04
Lafa Boğulmak (Öykü) Mart 2025
Puan vermedi·152 syf.··
2026 15. kitabı
Açık Deniz, "Tını" ve "Kazı" olarak isimlendirilmiş iki bölüm ve 13 öykü barındırıyor. Alegorinin yoğun kullanıldığı öykülerin tek tek değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira her birinin insanla, doğayla, ortak hafızayla kurduğu bağ; birikimli bir yazarın özenli çabasıyla oluşmuş. Fakat yine de öykülerin tamamı için söyleyebileceklerimi sıralayayım. "Tını" bölümünün öyküleri nispeten modern zamanlara ait. Ancak imgeden, masalsı atmosferden de destek alıyor. Toplumsal eleştiriler barındırmakla birlikte insanı bugüne değin biriktirdikleriyle anlamayı tercih ediyor. İkinci bölüm olan "Kazı"da bu tercihi daha da derinleştiriyor. Okurun kelime hazinesine ve okuma birikimine katkı sunabilecek cesur, deneyen, kendini hemen ele vermeyen öyküler sunuyor. Tekdüze ilerleyiştense parçalı, çerçeve yapılar kullanıyor. Geçmiş, an ve hayaller iç içe geçiyor. Bilinç akışı, kolaj gibi hikayenin ihtiyaç duyabileceği bazı tekniklere yer veriyor. Bu cesur ve ortaya yeni bir şey koyma çabasının birkaç defosu var. Bazı finalleri -hikaye içindeki hikayelerle bağlantısını göz önüne aldığımda- yorum fırsatı sunmaktan ziyade muğlak buldum. Zaman zaman duygunun şiddetini arttırma çabasının da dağınıklığa neden olduğunu gözlemledim. Bu "dağınıklıkla" mantık örgüsü kurmaktan değil; metnin hem kendi içinde hem de okurla kuracağı bağın derecesini arttırma gerekliliğinden söz ediyorum. Kolaj tekniği öykülerde önemli bir işlev yüklenemedi. Bazı bölümlemeler -okura yardımcı olma çabasından kaynaklandığını sanıyorum- gereksizdi. Ancak öykülerin denemekten, aramaktan korkmayan iştahını ve birikime yaslanan tarzını sevdim. Teknik hamlelerin biçimle beraber içeriğe de şık bir katkı sunması, hikaye içindeki hikayelerin organik bağının gücü -bazi öykülerde başarılıydı- sağlanabilseydi daha güzel bir
Açık DenizŞeyma Samur · Ketebe Yayınevi · 202512 okunma
Reklam

Ömer Kaya

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.··
2026 15. kitabı
Şeyma Samur
7.5/10 · 12 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 14. kitabı
Sait Faik Hikâye Armağanı kısa listesinde yer alan DBR'nin benim açımdan çok özel bir yanı var: Kitaba adını veren öykü Yük Edebiyat'ta yayımlanmış. Üzeyir Karahasanoğlu'na bize emanet ettiği bu güzel öykü için teşekkür ederim. Fakat bununla da sınırlı değil. Öyküyü çok sevdiğim için yayımlanmasını bekleyemeden öğrencilerime okumuş, beraberce yorumlamaya çalışmıştık. Dolayısıyla kitabın bütünsel anlamda metin okuma derslerini destekleyici bir özelliğinin olduğunu vurgulayarak başlayayım. DBR, "Maziyi Bozmak" ve "Mayıs Papatyaları" isimli iki bölüme yayılan 11 öyküden oluşuyor. Birinci bölümün özellikle de ilk iki öyküsü tarihsel dokuya uygun bir dille örülmüş. Diğer öykülerde de zamanın ruhunu yakalamak adına özel bir dil çabası var. Bu da maharetini gelişigüzel değil; edebiyatın ruhuna uydurmaya çalışan, gösterişten uzak, kaliteli bir yazarla karşı karşıya olduğumu gösteriyor. Özellikle ilk bölüm öykülerinin kendini hemen açık etmeyen yoğunluğu dikkat çekici. Yani öyle dur durak bilmeden, sular seller gibi okunacak öyküler değildi. Ağırlığına uygun ciddiyeti şart koşan, yeterli özeni göstermeyeni tökezletip başa sardıran öykülerdi. Bölümleri kabaca değerlendirdiğimde ilkinin geleneksel, ikincinin modern içerik ve üslupla yoğrulduğunu gözlemledim. Tasavvufla ilişkimizden bireysel açmazlarımıza; insanın insanla, toplumla ve doğayla ilişkisinden kuşakların algı farklılığına varan geniş bir konu yelpazesi vardı. Birkaç öyküyü iki parça halinde değerlendirdiğimde bağlantılarını biraz zayıf görsem de önemli boyutta bir sorun olarak algılamadım. Gerek konu gerekse de biçim açısından büyük iddialara girişmeden, beri yandan sadelikten de sanat çıkaran bu çabayı dikkate değer buluyorum.
Dünya Bir RüzgarÜzeyir Karahasanoğlu · Vapur Yayınları · 202511 okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2026 13. kitabı
EHŞA; ağırlıkta kadınların iç dünyasını, yalnızlığını konu edinen 16 öyküden oluşuyor. İlk öykülerde daha şiddetli olduğunu düşündüğüm sert kurgular var. Bu sert kurgular, genel olarak kadın-erkek ilişkisinden doğan yalnızlık duygusuyla mücadele etme yöntemi olarak kullanılmış. Dilin, öyküleri ayakta tutan değerli bir unsur olduğunu ifade etmekle beraber bu unsurun her kitapta karşılık bulması gerektiğine inandığımı belirteyim. Yazar sıfatını kazanmış birinin elbette vasat düzeyde de olsa bir dil bilinci olmalı. "Yalnızlık", edebiyatımızda sık işlenen konulardan biri. Ancak felsefî derinliğiyle az işleniyor. EHŞA'yı bu anlamda kalabalık gruba dahil edebilirim. Son dönemde içeriklerin alışılmışın dışına çıktığını hemen her okur gözlemlemiştir. Bunun -bir yenilik arayışı olarak değerlendirsem de- edebiyata estetik katkı sunduğunu söyleyemem. Bu hamle ancak ve ancak ortalama okurun konu çeşitliliği arzusunu karşılayabilir. Konu estetik katkı olduğunda benim gibi okurlar için içerik elbette geri planda kalır. Zira okuma eylemimi yalnızca hoş vakit geçirmek için değil; yine estetik çerçevede birikim, bakış açısı kazanmak arzusuyla da gerçekleştiririm. Bu bağlamda EHŞA'nın derin psikolojik halleri işlerken edebiyat-bilinç ilişkisini -son dönemde pek çok kitapta şahit olduğum gibi- kaçırdığını ifade etmeliyim. Son öykülerde söz konusu eleştirimi giderecek hamleler söz konusu olsa da genel itibarıyla ilginç içerikler sunan bir kitaptan öteye gidemedi benim için EHŞA. Bununla birlikte yaşantımızla, kültürümüzle uyuşmayan, yansıtmacı anlayışın klasik mesajlarını içermeyen yönü baz alınarak yapılacak eleştirilere de katılamam. Bu bakışın teknik unsurlar, biçimsel çabalar ve öykü kişilerine kazandırılacak bilinçli eylemlerle zenginleşerek salt ilginç bir içerik olmaktan kurtulma
Erkeklere Her Şey AnlatılmazBuket Arbatlı · Sel Yayıncılık · 2020177 okunma