Çünkü tanrı önünde,bir özgürlük sorunundan çok ,bir kötülük sorunu vardır. Seçeneği biliyoruz: ya özgür değiliz ve kötülükten her gücü elinde tutan Tanrı sorumludur; ya özgür ve sorumluyuz,ama Tanrı her gücü elinde tutmamaktadır.
Zayıf insanların yardımına koşan liberalizm ve komünizm, hem uygun olmayanların hayatta kalmasını desteklemiş,hem de bunların üremesine izin vererek doğal seçilimi bozmuştur...Varoluş savaşı zor ve acımasızdır;ancak hayatta kalmanın tek yoludur. Bu mücadele,uyumlu olmayan her şeyi ortadan kaldırırken hayatta kalabilecek olanları seçer.
Acı çekmenin kökeni,ne acı ve mutsuzluk ne de anlamsızlık hissidir. Aksine,bizi sürekli gergin,yorgun ve memnuniyetsiz kılan,geçici duygular için verilen sürekli uğraştır.Bu nedenle,zihin haz duyarken bile memnun değildir; çünkü hazzın kısa süre sonra azalacağını düşünürken,bir yandan da kalıcı olması ve yoğunlaşması için çabalar.
Doktorlar insanın acı çekerken hissettiği ebedi,insani rahatlama ümidi ihtiyacını,ilgi ve bir şeylerle meşgul olma ihtiyacını gideriyorlar. Onlar ebedi,insani, çocuklarda en ilkel biçimde görülen,berelenen yeri ovma ihtiyacını gideriyorlardı. Çocuk bir yerini, bir yere çarpınca acıyan yerini öpsünler ve ovuştursunlar diye annesinin,dadısının kollarına koşar ve acıyan yeri öpülünce ya da ovuşturulunca rahatlarlar. Çocuk, tanıdığı en güçlü ve en bilgili kişinin,ağrısına bir çare bulamayacağına inanmaz.