“Çöldeki bir ayak izi oradan bir devenin geçtiğine işaret eder de, burçlarla dolu sema ve yollarıyla yeryüzü, nasıl olur da her şeyden haberdar olan Allah Azze ve Celle’nin varlığına delalet etmez?”
Akl-ı selîm, her dem eşyada Hâlık-ı Zülcelal'in kudret-i lâyezâlini müşahede eder. Bunun içindir ki, kendisine "Rabbini nasıl buldun?" diye sorulan bir bedevi,
“Çöldeki bir ayak izi oradan bir devenin geçtiğine işaret eder de, burçlarla dolu sema ve yollarıyla yeryüzü, nasıl olur da her şeyden haberdar olan Allah Azze ve Celle'nin varlığına delalet etmez?" diye cevap verir.
Bedevîce bir nazâr bile, âlemde her şeyin Vâcibu'l-Vücud olan Allah'a delalet ettiğini anlıyorsa, diplomalı münkirlerin hâlini taassuptan başka ne izah edebilir ki?
“Aklı islâm tatmin eder, derin çukurlara savrulan insanlara islâm çıkış yolu gösterir.
Cehennem’e çevrilen dünyayı yeniden sulh ve selâmet diyarına islâm getirir.”