Hiç et yememeği şiar haline getirdiği için âdeta bir ölü hareketsizliği içinde olan Hintliyi, şarap içtiği ve domuz eti yediği için taşkın bir tabiat kazanmış olan Avrupalıdan bir bakışta ayırmak mümkün değil midir? Bir müslümansa ağır başlı ve vakurdur; gerekli hareketi yapar; ve lüzumsuz tek hareket yapmaz. Avrupalının ifratından ve Hintlinin tefritinden uzak, tam ideal bir ortalamadır.
Akaid ve ibadetlerdeki bir ihlal insanın sadece kendisine zarar verir, adab-ı muaşeretteki bir ihlal ise başkasına zarar vermek anlamına gelir. Kişinin başkasına zarar vermesi ise, kendisine zarar vermesinden daha büyük bir yanlıştır.
Reklam
Ey azmi gevşek olan kimse! Neredesin?! Bu yolda Adem çok yoruldu. Nuh bu sebeple ağladı. Halil ateşe atıldı, İsmail kurban edilmek için yatırıldı. Yusuf oldukça düşük bir pahaya satıldı ve senelerce hapiste kaldı. Zekeriya ise testereyle ikiye biçildi. Yahya da ablukaya alınıp kesildi. Eyüb'e sıkıntı ve hastalık isabet etti. Davud'un ağlamaları ise oldukça çoğaldı. İsa ise, silahsız olarak kaçmak zorunda kaldı ve Hz. Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) her türlü eziyet ve fakirlik dokundu. Öyleyse oyun ve eğlenceye sen hala devam mı edeceksin?!
İbni Kayyim El Cevziyye
İbni Kayyim El Cevziyye
Sühreverdi
Türk- islam düşünürleri arasında pisagorculugun gercekten etkisi altında kalan bir diğer filozof da sühreverdi'dir. Hemen hemen her konuda bu etkiyi görmek imkanı vardır. Bunu kendisi de defalarca tekrarlamaktan geri durmaz..
İslâm ümmeti, İslâm'ın yüce değerleriyle özdeşleşen kapsamlı, dengeli ve köklü bir risâletin sahibidir.
Ateistlere cevaplar-1
Ateistler der ki: "allahı kim yarattı? " Cevapsa bu konu ikiye ayrılır biri halık(yaratıcı) diğeri mahlûk (yaratılmış) Halık: yaratıcıya muhtaç olmayan, evveli ve sonu olmayan ebedi bir ilahdır. Hiçbir sıfat ona addedilemez, hiçbir varlığa ve cisme benzemez, ve yarattığı onu ne yaratır ne de karşı gelebilir. Beşerden misal verelim; bir mühendisin ürettiği robot o mühendisi aynı şekil hem madden hem manen üretebilir mi sadece yüzünü ve vücudunun şeklini çizer ya da heykelini yapar. Mahluk: yaratılmaya ihtiyaç duyan, bir ilaha bağlı olan "o da kendisinden gayrı ilah olmayan Allah'dır". Evveli ve ezelî olan, doğup büyüyen sonra ölen varlıktır. Sen gidip Allah'ı mahluk grubundan değerlendirirsen hata etmiş olursun çünkü Allâh halıktır ve ortağı yok, mahlukun ise ortağı çoktur. Tevhid inancı da allahın yeryüzünde ki doğru inançtır, Allâh insanlar ile iletişime peygamberler ve o peygamberlere indirdiği kitaplar vasıtasıyla geçer. Ve şu an peygamber efendimiz ve Kur'an-ı Kerim Allâhın yeryüzünde son iletişimidir yani peygamber artık gelmeyecek ve Kur'an-ı Kerim Allah'ın himayesinden kıyamet kadar sürecek ve müslümanaların bozuk olanı ile islamı bir tutmayın çünkü onlar İslam'a muhalif olan insanların aklını kullanmadan hurafe sözlerine kanıp bu hale geldiler.
Reklam
Sosyal adalet, emeğin sömürülmesine karşı çıkılması, hakkının verilmesi yani her şeyin yerli yerine konması açısından baktığımızda sol, Anadolu İslam tecrübesiyle çatışmak zorunda değil. Tam tersine oradan beslenip belki dünya sol literatürüne çok önemli katkılar sunabilirdi. Bu özgüvenle bakabilseydi Avrupa solunun eksik bıraktığı, okuyamadığı, yanlış gördüğü yerleri düzeltebilirdi. Bu fırsatı kaçırdılar. Bizdeki sol gelenek İdris Küçükömer, Kemal Tahir çizgisinde ilerleseydi çok farklı bir tasavvur ortaya koyabilirdi.
Okunan ayet Ali İmran Suresi 180. Ayettir.
Ebû Hüreyre radıyallahu anhtan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurdu dediği rivayet edilmiştir: Kim ki, Allah kendisine mal verir de o malın zekâtını vermezse, kıyamet gününde zekâtı verilmeyen mal, sahibi için gayetle semnak erkek bir yılan suretine konulur. Bunun iki gözü üstünde (nişăne-i vahşet olarak) iki nokta vardır. Bu azgın yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna gerdanlık yapılır. Sonra yılan (ağzı ile) sahibinin çenesini (ki tarafından yakalar. Sonra, "Ben senin (dünyada çok sevdiğin) malınım, ben senin hazinenim" der. (yine Ebû Hüreyre demiştir ki): Bundan sonra Resûl-i Ekrem, şu meâldeki âyet-i kerîmeyi okudu: "Sevgili habibim! Allah hazine-i kereminden kendilerine ihsan buyurulan servetle düşkünlere muâvenetten kaçan bahiller zannetmesinler ki, bu hareketleri kendileri için hayırdır. Belki en büyük bir şerdir (bir vebaldir). Yarın mahşerde bunların bu servetleri bo- yunlarına låle gibi takılarak teşhir edilirler)." (B1403 Buhari, Zekât, 3.)
Sayfa 305Kitabı okudu
Marx ve Türk Solu
Sosyal adalet kavramı Marx'tan önce de vardı ama o, bu kavramı aldı, sosyoekonomik ve politik süreçlere uyguladı ve bir model üretti. Önemli tahlil ve tespitlerde bulundu ve bazı sonuçlara ulaştı. Ben bu tahlil ve sonuçların bir kısmının eksik ve yanlış olduğunu görüyorum. Türk solu bu yapı olduğu gibi taklit etme yoluna gitti ve hata yaptı. Her şeye eleştirel bakan bir düşünce sistemi kendi kabulleri sorgulandığında tutucu ve dogmatik bir tavır içine girebiliyor demek ki. Türkiye'deki sol, Batı'nın sınıf çatışmasını, sanayi devrimini ve etkilerini, sömürgeciliği ve kurumsal din anlayışını birebir İslam coğrafyasına uygulamaya çalışarak hata yaptı ve Anadolu İslam geleneğine yabancılaştı. Hâlbuki İslam geleneğini bilselerdi ortaya çok daha farklı bir yapı çıkabilirdi. Neticede halkın değerlerine yabancılaşmış, halka rağmen halkçılık yapmaya çalışan örgütsel yapılar çıktı ortaya.
İslam korkak ve basiretsizlerin değil; Cesur ve atılganların omuzlarında yükselecektir.
Reklam
Zekatını vermeyen ahirette yanıma gelmesin !!
Ebû Hüreyre radıyallahu anhtan Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu dediği rivayet edilmiştir: Sahibi tarafından zekât hakkı verilmeyen deve, (kıyamet gününde) besili ve en güçlü kuvvetli hali ile gelerek sahibine musallat olup tabanlarıyla onu çiğner. Zekâtı verilmeyen davar da gayet semiz ve kuvvetli hali ile gelerek sahibine musallat olup tırnaklarıyla onu çiğner. boynuzlarıyla da vurur. Resûl-i Ekrem (devam edip) buyurdu ki: Bu hayvanların haklarından birisi de su başında (sütlerinin) sağılması, (fakir ve ebná- sebile tasadduk edilmesidir. Resûl-i Ekrem (yine devam edip) buyurdu ki: Sakın sizden hiçbiriniz kıyamet gününde omuzuna zekâtını vermediği koyununu yüklenip avaz avaz bağırtarak ve "Yâ Muhammedi" diye (istimdat ede) rek (bana) gelmesin! Ben ona: Hükm-i ilâhîden senin için bir zerresini tahfife mâlik ve muktedir değilim. Sana (dünyada) hükm-i ilâhîyi tebliğ ettim diye cevap veririm. Yine sizden hiçbiriniz omuzunda zekâtını vermediği devesi yüklü bağıra, bağıra ve "Ya Muhammedî" diye (istimdat ede)rek (bana) gel- mesin!. Ben buna da: Hükm-i ilâhîden bir zerresini senin için tahfife mezun değilim. Sana (dünyada) hükm-i ilâhiyi tebliğ ettim diye cevap veririm.
Sayfa 302Kitabı okudu
Onun Kader Risalesi, vahiyden başka hiçbir damgayı kabul etmeyecek kadar Kur'anidir. O İslam'ın temel prensiplerini tehlike altında görmüş, Cahiliyye kaderciliğini hortlatan yöneticilerin, ahlaki mükellefiyetin altını oyduğunu hissetmiş, ilahi emir ve yasakları, ödül ve cezayı ve nihayet ahireti boşa çıkaran bir kaderciliğin, Kur'an'ın ümmete kazandırdığı ahlaki değerleri sıfırlayacağını fark etmiştir. Risale, işte bu fark edişin çağları aşan çığlığıdır.
Nasipsizlikten sana sığınırım Allah'ım.
İMAN لا İLE BAŞLAR TAĞUT NEDİR? ALLAH SEVGİSİ ile TAĞUT SEVGİSİ ASLA BİR ARADA BULUNMAZ. “(Ey Peygamber!) Sana indirilen ve senden önce indirilmiş olan Kitaplara inandıklarını iddia eden şu ikiyüzlülerin hâllerine bir baksana; (hem Müslüman olduklarını söylüyorlar, hem de Kur’an’ın hükmünü terk edip) tağut’un, (yani Allah’ın hükümlerini hiçe
"Eğer hayvanlar, Âdemoğlunun ölüm hakkında bildiklerini bilmiş olsalardı, insanlar onlardan semizlenmiş bir et yiyemezlerdi. "
Bir ülkede zina suç olmaktan çıkarılırsa -bugün olduğu gibi- çocuklar ekranlarda babalarını aramaya mahkum edilir. Nesli korumak için nikahı emredip zinaya ağır cezalar getiren İslam, neredesin? Ne zaman bu topraklara hakim olup insanlığı kurtaracaksın? İhsan Şenocak
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.