Abdullah Rıza Ergüven

Abdullah Rıza Ergüven

YazarÇevirmen
7.5/10
75 Kişi
·
171
Okunma
·
5
Beğeni
·
872
Gösterim
Adı:
Abdullah Rıza Ergüven
Unvan:
Ozan, yazar, denemeci, eleştirmen ve düşünbilimcidir.
Doğum:
1925
Ölüm:
16 Ağustos 2001
1952 yılında İstanbul Üniversitesi'nin Türkoloji Bölümü'nü bitirdikten sonra, resmi bir kurumda çalışırken çeşitli baskılar neticesinde görevinden ayrılmıştır. 1967'de İsveç'e gitmiş; 1968 ile 1971 yılları arasında İsveççe öğrenimi görmüştür. 1972 ile 1977 yılları arasında çevirmenlik yaptıktan sonra, 1978-1990 yılları arasında Stockholm Üniversitesi'nde öğretim görevlisi, lektor, Türkolog ve araştırmacı olarak çalışmış, 1990 yılında emekli olmuştur.

Çeşitli yayınlarda şiir, çeviri, inceleme, araştırma, eleştiri, deneme ve düşünbilimsel yazılarını yayımlamıştır. Yasak Tümceler romanında dine hakaret ettiği gerekçesiyle mahkûm edilmiştir. Abdullah Rıza Ergüven, İsveç'teyken felç olmuş ve ardından 2001 yılında hayatını kaybetmiştir.
Dinler yakıtını bitirdi mi ölür. Bütün dinler ergeç ölecek... Neden? Çünkü yakıtı bir gün bitmek zorunda! Eskiçağ Anadolu dinlerinden, örneğin Hitit dininden ne kaldı şimdi? Hani Sumerlerin dini? Hem öyle bir değil, 150 tanrı vardı!
Sesini duyuyorum

Sev sev
Anlayacaksın ayrımın olmadığını meşeden

Ve orman gölgen olacak
Kuşlar yıldızlar başına konacak

Uykular haram sana bundan sonra
Yaklaşıyoruz
Ormanlarda
Sabahın yolunu tutun
Çıkın basamaklarını karanlıkların

Yaklaşıyoruz
Toprak kabarıyor işte


Bir gün daha - doğmak için
240 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Vladimir Mayakovski adını Nâzım Hikmet’in ilham aldığı şairlerden biri olarak duymuştum. Bu sebeple de uzun zamandır okumak istiyordum. Şiirler yazıldığı dilde daha güzel ve etkilidir diye düşünüyorum ama yine de evrensel yanını da inkar etmemek gerekir. Sadece çeviriyle bir miktar bu etki azalır diye düşünüyorum.
Mayakovski’nin merdiven tipi yazım şekline Nâzım Hikmet şiirlerinden aşinaydım. Bunun yanı sıra içerik açısından da benzerlikler bulunuyor şiirlerinde. Yazar Gelecekçilik(Fütürizm), Tanrı, Sevi, Yaşam, Yeğinlik, Güneş, Samanyolu, At, Gerekseme ve Şarap temaları üzerinden iki şairin şiirlerinin benzerliklerini örnekler vererek ortaya koymuş. Benim ise en çok Nâzım Hikmet şiirlerine benzettiklerim şu dizeler;

BAHAR SORUSU
“...Bugün
yarın
ve sonsuz zamanlar
Işır güneş
yeniden
odalarımızdan.”

GENÇKEN
“...ben, ki
sevmeyi öğrendim demir parmaklıklar arkasında
İhtiyacım yok özlemeye Boulogner ormanını.
Soluk almaya da denize karşı.”
94 syf.
·Puan vermedi
Caligula bir insanin ne kadar igrenclese bileceginin zirve noktasidir bazen kamışlara karsi savasan bir deli bazen sadist,bazen de seksomanyak
Oyun tarzinda yazilmasina ragmen okumaniz bittikten sonra eminim hayatini dahada araştıracaksınız dir
Çünkü kim atına bir saray yaparki
94 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitap Yorumum: Roma'nın 3. İmparatoru olan Calıgula ismini alan sapık, zalim, hasta kişiliği olan kişi bir zamanlar Roma'ya kolay en azından ölmek için dua ettikleri bir döneme damgasını vurmuştur.
Tabi ki yine kitaptaki karakterin aşama aşama o dereceye nasıl geldiğini incelemek lazım. Hiç kimse durup, dururken suçlu olmaz. Onaylamamız mümkün değil zaten böyle bir kişiliği ama herkesin kaldırabileceği kapasite belli iken, ya kendilerini koca bir ülkenin sorumluluğun da buluyorlar ya da öldürülüyorlar. Zaten ölmeseler bile ölüm korkusu hayatlarını felç ediyor.
Calıgula'nın hayatına baktığımız da babası o küçük iken öldürülen, Roma'ya döndüklerinde ise abileri yine tek tek vatan haini suçlamaları ile öldürülen, her an ölüm korkusu ile yaşayan ölüm korkusu revaçta iken çokta aile ile birlikte kimliğini bulamayan birinin kimliğini görüyoruz. Sıfır hayata başlamak zorundalar.
İktidara geçenler ise zaten ölmemek için öldürmek zorundalar, isteseler de başka çare bulamıyorlar. Calıgula ise belki de tüm öldürülenlerin intikamını çok acımasız bir şekilde aldı. İyi bir insan olma tarafını öldüren, ve kötülüğe odaklanan imparator oysa çok kitap okuyarak kendini geliştirdiği için başarının tadını çıkartması gerekirken o kötü olmayı bile isteye seçti. Tabi ki bunda hasta olmasının da potansiyeli büyük. Benim fikrimi soracak olursanız Calıgula bir kurbandı. Ailesinin ve diğer iktidardaki kişilere bakacak olursak hepsinin ölüm yaşı çok küçük. O kadar küçük yaşta alınan büyük sorumluluklar onları ister, istemez kötü olmaya sevketti.
Enkarne olayına da minikte olsa değinilmiş kitapta ama ben o konuda çok ortada olduğum için yorum yapmak istemedim.
Kitaptan öğrendiğim en önemli 2 şey var.
- Şartlar her ne olursa olsun bol bol kitap okumak.
- Anne olduğunuz da kendinizi her zaman feda edebilirsiniz bu sizin yaşam hakkınız bile olsa böyle. 13 yıl sonra Neron'un gelmesi ile yeniden şiddet Roma'yı rehin alacaktı. o kitabı da okumayı diliyorum.
Duygu Songül Kahraman
180 syf.
·3 günde·5/10 puan
Evrenin oluşumu ve insanın ortaya çıkışını anlatmaya çalışmış yazar.Ancak dili o kadar ağır ki bir de bilimsel terimlerin çokluğu anlamayı bayağı zorlaştırıyor.Kısaca tanrı veya tanrıların olmadığını evrenin veya doğanın kendi düzenini kendisinin oluşturduğunu vs.bilgiler aklınızda kalıyor.
240 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yaklaş Maria!
Çıplak ve utanmaz
ya da titreyen bir korku ile
sun çiçeklenen dudaklarını bana
hiç yaşamadık Mayıs için ,ben ve yüreğin
bu hayatta yaşadık
yalnız yüz kadar Nisan var.
96 syf.
·1 günde·2/10 puan
Ceviz ağacını atları ve denizi seven bir şair olduğu gayet açık anlaşılıyor şiirlerinde. Dünya görüşünü inanç kavramını kaba bir şekilde alay edercesine şiirlerine yansıtması hoş değil. Doğa insan aşk hakkındaki şiirleri genel anlamda vasat. İyi olanları da yok değil tabi. Her yazılan kitap şiir okunmaya değer. Üslup çok önemli yinede. Görüşlerinizi yazıya yansıtırken sizin gibi düşünmeyenleri incitmemeye özen göstermek lazım
94 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Oyun türünde bir eser olduğunu görünce çok kafa yormadan okuyabileceğim bir kitap bulduğum için sevinmiştim. Üstelik edebi dili yönünden de şiire yakın, ahenkli bir dil olur belki dedim. Ancak Albert Camus ile 'rahatlatıcı' kelimelerinin bir araya gelemeyeceğini tahmin etmem gerekirdi. Oyunda Sezar yeni bir yönetim yoluna gitmek istiyor. İstedikleri için kan dökmekten uzak durmuyor. Bu da kendisine olan düşmanlıkları arttırıyor. Felsefi ve ağır bir dille olanaksızın peşinde koşan bir hükümdarı konu edinen bir oyun. Okurken düşündüren düşündürürken kafa yakan bir oyun.
691 syf.
·44 günde·9/10 puan
Şunu belirtmek isterim ki bu kitap, yetiştiği ortam eğer İslam örf ve adetleri ile benliği oluşturulmuş kimseler için hiçbir şey ifade etmeyecektir. İnanç ile akıl bir birine zıttır.
Bundan dolayı kitap Tevrat İncil ve Kuran'da işlenmiş konuları kıyas yaparak konuya derinlik katarak peygamberlik makamını sorgulamaktadır tarihsel gerçekleri dayanak göstererek.
Matta 10-34_37 ve Kur'an'ın enfal suresi 28.

Peygamber olduğunu söyleyenler dönemin ve kendi siyasi ve sosyolojik bakış açıları içinde Tanrıyı konuşturma yoluna gitmişlerdir. İhtiyaca göre ayet toplumun içinde bulunduğu buhranı ortadan kaldırmak veya savaşa teşvik etmek için yine Tanrı buyruğu olduğu söylenen sözler ile teşvik edilmiştir. Şehitlik kavramı buna örnek olarak gösterilebilir. Yazarın fikirleri inancı temelden sarsacak fikirler öne sürmektedir. Yine İslam'ın kadına bakışını sahih hadisler ve ayetler ile gözler önüne seriyor.
Eğer bu kitabı okumaya niyetli iseniz, İlhan arsel Arap milliyetçiliği ve Türkler ile hararinin sapiens kitaplarını okumanızı öneririm.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdullah Rıza Ergüven
Unvan:
Ozan, yazar, denemeci, eleştirmen ve düşünbilimcidir.
Doğum:
1925
Ölüm:
16 Ağustos 2001
1952 yılında İstanbul Üniversitesi'nin Türkoloji Bölümü'nü bitirdikten sonra, resmi bir kurumda çalışırken çeşitli baskılar neticesinde görevinden ayrılmıştır. 1967'de İsveç'e gitmiş; 1968 ile 1971 yılları arasında İsveççe öğrenimi görmüştür. 1972 ile 1977 yılları arasında çevirmenlik yaptıktan sonra, 1978-1990 yılları arasında Stockholm Üniversitesi'nde öğretim görevlisi, lektor, Türkolog ve araştırmacı olarak çalışmış, 1990 yılında emekli olmuştur.

Çeşitli yayınlarda şiir, çeviri, inceleme, araştırma, eleştiri, deneme ve düşünbilimsel yazılarını yayımlamıştır. Yasak Tümceler romanında dine hakaret ettiği gerekçesiyle mahkûm edilmiştir. Abdullah Rıza Ergüven, İsveç'teyken felç olmuş ve ardından 2001 yılında hayatını kaybetmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 171 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 179 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.