Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi İstanbul İl Başka­nıdır. Belediye Başkanı olduktan sonra Ümraniye Merkezinin açılı­şında; "Tutturmuşlar 'laiklik elden gidiyor.' Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek. Sen bunun önüne geçemezsin ki. ...Bu ülkenin % 99'u Müslüman. Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın ya laik. İkisi birarada olunca ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil ikisinin birarada olması. Ben Müslümanım diyenin, aynı zamanda laikim demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslümanlığın yaratıcısı Allah, kesin hakimiyet sahi­bidir. 'Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir' demek, koskoca bir yalan. ...Sandığa giderken egemenlik milletindir. Ama maddede ve manada egemenlik Allahındır. Bunu iyi kavramaya mecburuz. ...Çözüm ortada, 1.5 milyarlık İslam alemi, Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Onun ışıkları gö­züküyor. Bu kıyam başlayacak," demiştir.
Tarih sadece daimi değişimin değil, aynı zamanda imkânsız ve beklenmeyenin aralıksız gerçekleştirilmesinin de hikâyesidir.
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Reklam
11 Eylül 2001 hadisesinden sonra global aktörler tarafından İslam dünyasına karşı yürütülen, Müslüman'ı Müslümanla çatıştırmayı amaçlayan strateji ve politikalarda kabilecilik, etnik milliyetçilik, mezhepçilik, tekfircilik gibi tefrikaya ve çatışmaya neden olan durumların nasıl kışkırtılıp maniple edildiğine şahit olmaktayız.
Sayfa 13 - İhtilaf ve Tefrikaların ortaya çıkma nedenleri·Kitabı okuyor
Alıntı
Turizmle tanışan/tanıştırılan veya turist akınlarının ortasında kalakalan kadim İslam beldelerinin kaçı, gerçek hüviyetini koruyabiliyordu? Mesela Türkiye'de vakti ile İslam medeniyetinin çeşitli dönemlerine şahitlik etmiş nice eski şehrimiz, bugün sadece turistlerin tepindiği, ruhsuz ve maneviyatsız tatil beldelerine dönüşmemiş miydi? Buralarda da yerel halkın önüne ya kendi hayatlarını ve önceliklerini turizmin beklentilerine göre şekillendirmek ya da yaşadığı yerleri terk ederek odak noktaları yabancılara bırakmak şeklinde iki seçenek konulmuyor muydu? Ve bu yolun sonu da kültürel ve dini yozlaşmaya, asimilasyona ve kimliksizleşmeye çıkmıyor muydu?
Yüzyıllardan beri Arap -aslında İslam- harfleriyle okuyup yazmaları, Uygurların İslamiyeti ne kadar içten ve samimi şekilde kabullendiklerinin en önemli göstergelerinden biri.
Sayfa 81 - Ketebe
Yalnızız kitabının 161. sayfasında Peyami Safa; “Saadet ve neşeyi elem ve kedere borçlusun. Sana mücadele zevkini veriyorlar. Ve aradığın şey zaferden evvel bu zevktir.” hakikatiyle dokunmuştu kalbime…
Reklam
Reklam