Unutmayalım ki eğer bugün, kadın sorunları dahil her hususta ve her alanda, yeryüzündeki bütün İslam ülkelerine oranla üstün bir durumdaysak, bunu, bir bakıma Atatürk'ün yaşam tarzımıza getirdiği yeniliklere borçluyuzdur.
Mısır'ın dışında, önemli olarak görülen başka tarihler de var. Çöl savaşçıları 1801'de Muhammed ibn Abdü'l-Vahhab'ın vaaz ettiği "arınmış" İslam adına kutsal şehir Kerbela'yı yağmaladılar. 1803'te, kutsal şehir Mekke'yi kısa bir süreliğine işgal ettiler. Medine'yi de işgal ettikleri 1805 tarihinde geri döndüler. Bu olaylar Müslüman dünyanın her yerine şok dalgaları gönderdi. Tüm bu olanların Irak'taki Şiiler üzerindeki etkisi aşikârdı ve buna karşılık daha fazla saldırıdan korunmak için Bedevi kabileleriyle ittifaklar kurdular. Müslüman kardeşlerine uygulanan şiddete şaşırmakla beraber, İbn Abdü'l-Vahhab'ın hanedanının İbn Saud'unkiyle siyasi ittifak yapması Sünni ulema için Osmanlı hanedanının 16. yüzyıldaki fetihlerinden beri Osmanlı Arap topraklarında Sünni ulemanın çoğunluğunun oybirliği sayesinde keyfini sürdüğü siyasi meşruiyet talepleri üzerindeki tekelin sonunun geldiğini işaret ediyordu. Bazıları için şu soru akla gelmiş olmalıdır, eğer Osmanlı hanedanı ehl-i sünnetin güvenliğini artık sağlayamıyorsa, onun meşruiyetinin kaynağı nedir?
Şeytan için kullanılan apaçık (mübîn) ifadesinin surenin birinci ayetinde Kur’an-ı Kerim için de kullanıldığını hatırlayalım. Allah’ın kelamının kesinliği ne kadar açıksa şeytanın insan için düşmanlığı da o kadar açıktır, bu hakikati fark edin ve ona göre davranın.
Öte yandan, uygarlık gelişmesi tarihinin ortaya vurduğu bir gerçek vardır ki o da erkeği, şehvetine hakim kılıp kadına karşı saldırgan olmaktan çıkarmanın, daha doğrusu uygarlaştırmanın yolu,kadının özgürlüklerini kısıtlamak değil; fakat kadın erkek ilişkilerini akılcı çizgiye sokmaktır. Batı dünyası, iki bin yıllık bir tarih boyunca kadının (hem de süslenmiş olarak) erkekle birlikte, aynı kilisede ibadet etmiş olmasından herhangi bir zarar görmemiştir;aksine, uygarlaşma sürecinde bunun sınırsız nimetlerine tanık olmuştur. Buna karşılık İslam ülkelerinde, 1400 yıl boyunca kadını camiye ya da mescide sokmamanın ve üstelik bilinçsizce erkekten ayrı tutmanın, ahlak ve fikirsel gelişme bakımından hiçbir yararı olmamıştır.
İran İslam Cumhuriyeti, 1990'lardan f!Onra İran dışındaki
laik-ulusalcı çizgideki Kürt siyasetçilere karşı operasyonlar düzenlemeye
başladı. İran Kürdistan Demokrat Partisi lideri Abdurrahman
Kasımlo ve arkasından da yerine geçen yardımcısı
Şerefkendi'yi Avrupa' da organize ettiği suikastlarla öldürttü.
Bir dönem Musul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde araştırma
görevlisi olarak bulunan ve bu dönemde tanık olduğu Kürtlerin
dramından oldukça etkilenerek 'Kürtler, İslam Ümmetinin Yetimleri'
adlı kitabı yazan Mısırlı İslamcı Doktor Fehmi Şinnavi "İslam
Devrimi, İran' daki Kürtlerin sorunlarını tamamıyla halleierse,
İslam'ın evrenselliğine gidişte ilk adımı böylece atmış olacaktır.
Kürt sorunu İran için bir imtihandır. Bu imtihanı başarıyla kazanırsa
İsrail' e karşı koyacak İslami evrensel birliği gerçekleştirmiş
olur. Şayet sınıfta kalırsa, İmam Humeyni'nin yıkmış olduğu ŞiiSünni
ayırımı yeniden hortlar" tespitinde bulunmaktadır