Acaba tarihte ipi çekilen Tapınak Şövalyeleri değil de Vatikan olsaydı dünya bugün nasıl bir yer olurdu! Aynı soru Müslümanlık için sorulamaz mıydı? Ne olmuştu da yüzü aydınlığa dönük İslam düşünürleri birer birer tarihin sayfalarından kazınırken cahil cühela sözde dindarlar baş tacı edilmişti?
Şimdi gelelim en tartışmalı noktaya. Toplumda yıllardır padişahların Harem’deki bütün cariyelerle veya istediği ile eş hayatı yaşadığı gibi bir algı oluşturuldu. Harem’deki cariyelerin hepsi ile padişahlar eş hayatı mı yaşıyorlardı?
Öncelikle şunu bilmek gerekir ki Harem’in teşkilatını bir tarafa bırakırsak burada padişahların aile hayatı ile ilgili anlatılanların neredeyse tamamına yakını hayal ürünüdür. Bu bilgiler büyük oranda Batılı seyyahların veya yazarların kaleminden çıkmıştır. Bunun sebeplerini on yıllık ciddi bir çalışmanın sonunda Osmanlı Harem-i Hümayun’u hakkında ciddi bir eser ortaya koyan Leslie Peirce:
“Biz Batılılar İslam toplumunda cinselliği saplantı haline getirmek gibi eski ama güçlü bir geleneğin mirasçılarıyız. Harem, Müslüman cinsel duyarlılığı üzerine kurulu Batı efsanelerinin kuşkusuz en yaygın simgesidir.”
dedikten sonra bu yanlış algının sebeplerini ise şu şekilde ifade eder:
“Harem’de yaşayanlar bu kurumun çalışmasını anlatmadıkları için, o dönemden elimizde kalan kaynaklar Osmanlıları anlatan Avrupalı gözlemcilerdir. XVI. ve özellikle de XVII. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nu ve sarayını kapsamlı olarak anlatan eserler Avrupalı gezginler ve büyükelçiler kadar sultan sarayında hizmet etmiş esir ve dönmeler tarafından da yazılmış olanlardır. Harem ve sultanın cinsel yaşamına ilişkin tasvirler Osmanlılar hakkındaki kitapların satışına açıkça yardımcı olduğundan en fazla yer bunlara veriliyordu.”
Sultan IV. Mehmed Han zamanında İstanbul’a gelen ünlü Fransız seyyahı Jean Baptiste Tavernier’in hatıraları da Leslie Peirce’yi teyit etmektedir. Tavernier, seyahatnâmesinde Topkapı Sarayı hakkında bilgi verirken son kısımda Harem Dairesi’ne kısa bir bölüm ayırmıştır. Bu bölümün girişinde yaptığı açıklama meselenin can alıcı noktasını ortaya
"Eskiden genellikle üç aylarda yapılan bu uygulama kanser, delilik, cüzam, mide ve bağırsak problemleri, infertilite, karaciğer hastalıkları, migren gibi 702'e yakın hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.
Günümüzde koruyucu hekimlik ve alternatif tıpta kullanımı yaygınlaşan bu yöntemin kanser hastaları üzerinde de olumlu sonuçlar verdiği saptanmıştır"
Ahlaki kapsayıcılık İslam'ı vazgeçilmez şialarından iken, bugün Müslümanların ahlaki dışlayıcılık noktasına gelmiş olmaları, çok büyük bir yozlaşma içerisinde bulunduğumuzu gösterir.