Atatürk ve Mu Kıtası
ilk bakışta Mu Kıtası'nın varlığını kanıtlamaya çalışan bir eser gibi görünse de aslında daha çok Atatürk'ün bu konuya neden ilgi duyduğunu, hangi kaynakları okuduğunu ve hangi soruların peşinden gittiğini anlatıyor.
Kitap boyunca James Churchward'ın Mu Kuramı, Tahsin Mayatepek'in raporları, Güneş Dil Teorisi, Türk Tarih Tezi ve Atatürk'ün bu konulara yaklaşımı inceleniyor. Churchward'a göre Mu, Pasifik Okyanusu'nda batmış çok eski bir kıtaydı ve insanlığın ilk büyük uygarlığı burada ortaya çıkmıştı. Hatta ona göre ilk din, ilk vahiy ve ilk yüksek kültür de Mu kaynaklıydı. Kitapta bu görüşlerin detaylarına yer verilse de yazar bunları kesin gerçekler olarak sunmuyor.
Benim kitapta en dikkat çekici bulduğum nokta, Atatürk'ün Mu Kuramı'yla ilgilenmesinin çoğu zaman sanıldığı gibi "Mu'ya inanması" şeklinde yorumlanamayacağı oldu. Kitaptan anlaşıldığı kadarıyla Atatürk, Mu meselesini bir inanç konusu olarak değil, tarih, dil, din ve uygarlıkların kökeni hakkında cevap aradığı büyük soruların bir parçası olarak ele alıyordu. Churchward'ın kitaplarını okuyor, bazı yerlerin altını çiziyor, raporlar hazırlatıyor ve farklı görüşleri karşılaştırıyordu.
Kitap aynı zamanda Atatürk'ün din konusundaki yaklaşımına da ışık tutuyor. Bir yandan Hz. Muhammed'in tarihsel rolüne ve İslam'ın insanlar üzerindeki etkisine saygı duyan ifadeler kullanırken, diğer yandan dinlerin kökenini araştıran, sorgulayan ve tarihsel açıdan inceleyen bir tavır sergilediği görülüyor. Bu yönüyle Atatürk ne sadece geleneksel bir din anlayışının içinde kalıyor ne de konuları yüzeysel biçimde reddediyor; daha çok anlamaya ve araştırmaya çalışıyor.
Eserde beni düşündüren diğer konu ise insanlık tarihinin bilinen sınırlarının gerçekten ne kadar geriye uzanabileceği sorusu oldu. Mu Kuramı