İlk kez fark ediyordu ki bir sır tutmak istiyorsan onu kendinden de saklamalısın. Orada olduğunu hep bilmelisin ama ihtiyaç duyuluncaya kadar ad verilebilecek herhangi bir şekilde bilincinin yüzeyine çıkmasını asla izin vermemelisin.
Her şey doğru olabilirdi. Doğa yasaları denen şey saçmalıktı. Yer çekimi yasası saçmalıktı."isteseydim," demişti O'Brien, "şuracıkta tıpkı bir sabun köpüğü gibi havalanabilirdim." Winston şimdi anlıyordu. "O havalandığını düşünüyorsa ve ben de aynı anda onun havalandığını gördüğümü düşünüyorsam, o halde havalanmıştır." Aniden, tıpkı batmış bir enkaz parçasının su yüzeyini yararak ortaya çıkması gibi zihninde şu düşünce beliriyordu: "Gerçekte öyle olmuyor. Hayal ediyoruz. Bu bir halüsinasyon." O düşünceyi derhal aşağı itiyordu. Yanılgı barizde. Bir yerlerde, kendisinin dışında "gerçek" şeylerin yaşandığı "gerçek" bir dünya olduğunu varsaymıştı. Fakat böyle bir dünya nasıl olabilirdi ki? Tümolanbitenlerzihniniçindedir. Tümzihinlerdegerçekleşenbirşey, hakikatengerçekleşmiştir.
Fakat Winston kitapta yazanları okuduktan sonra deli olmadığından artık daha emindi. Azınlık olmak, hatta tek kişilik bir azınlık olmak siz deli yapmıyordu.