O an anladı Kendyn. Demek ki sadece az uyumak da bir marifet değildi. Uykunu kaçıran o şey de çok önemliydi; ama daha mühim bir şey vardı: Yaptığın iş ne olursa olsun, mutlaka büyük düşünecektin.
Eğer gideceğin yerin bir sınırı varsa... Eğer yapacaklarının bir sınırı varsa... Eğer bir gün mutlaka bir sonla önün kesiliyorsa... Sen ömrün boyunca daima bir fanusun içindesin demektir. Bu durumda rahatlıkla "İnsan bir fanusun içinde hep bir fazlası için yaşar" diyebiliriz
Bu uyuyanları seyretmene gerek yok! Onlar sadece yemek zamanlarında uyanır, geri kalan zamanlarda ise uyurlar. Bu şekilde ceza sürelerinin daha hızlı dolduğuna inanırlar. Uyanık oldukları anlardı özgürlüklerine kavuşunca hiç uyumamaya falan yemin ederler; ama hiçbir zaman bilmezler ya da bilirler de anlamazlar ki; içerideyadadışarıdaolmakarasındahiçbirfarkyoktur. Çünkü her insan hayatını bir fanusun içinde yaşamak zorundadır. Fanusu büyütense sadece beyinlerdir ki insanın sığdığı her fanusa beyni de mutlaka sığar.