`♡
"-Aşk be Ali, aşktan söz ediyoruz ya. Aklın bittiği, duyguların başladığı yerden. Aşk çok güçlü bir duygu evladım. Bizi bizden alıyor. Ne yazık ki her zaman da olumlu sonuçlar doğurmuyor. Hanımlar bana kızacak ama aslına bakarsan çoğunlukla acıyla bitiyor. Aşk, gerçekten de çok yıkıcı bir duygu...
+Katılmıyorum Nevzat, cinayetin nedeni aşk değil, insan. Evet belli ki Mazlum, Leyla’yı sevmiş ama yeterince sevmemiş. Yeterince seven insan, âşık olduğu kişiyi öldürmez. Âşık fedakâr olmak zorundadır. Her âşık da öyle söyler zaten. Senin için ölürüm der, dünyayı kırmızı bir halı gibi ayaklarına sererim der, senin için yapamayacağım şey yoktur der. Der de der işte. Ama âşık olduğumuz insanı öldürdüğümüzde onun için değil, kendi öfkemizi yatıştırmak için elimizi kana bularız. Kendi duygularımızı tatmin etmek için. Bunun adı bencilliktir. Korkunç bir bencillik. Vahşetin daniskası. Hayır, Nevzatcım, aşk öldürmez, eğitimsiz, bencil, ruhsal olarak gelişmemiş insan öldürür. Sorun aşkta değil, sorun nasıl seveceğini bilmeyen insanda. Bu vahşeti daha çok erkekler gerçekleştirdiği için, sorun nasıl seveceğini bilmeyen erkeklerde.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
`♡
"Ben insan olmanın çok zor olduğunu düşünürüm Zihni Bey. Bu işin kadın, erkeği yok. Sizin daha iyi bilmeniz lazım. Kişinin isteğiyle, toplumun değer yargıları her zaman örtüşmüyor. Aksine çoğunlukla çelişiyor. Psikolojik rahatsızlıkların çoğunun altında da bu etken yatmıyor mu? İstediği gibi yaşayamamak insanların psikolojisini bozuyor. "
`♡
"Fakat hangi memlekette olursak olalım,her yaz,tam bu mevsimde,içimde müzmin bir hüzün, sebepsiz bir yaşamak yorgunluğu uyanıyordu.Çalışmaktan nefret ediyordum,yaşamaktan bizar oluyordum,sevmeyi sevmiyordum.Kalbimde bilinmez bir şeyin hasreti,bilinmez bir yerin daüssilası vardı."
Kitap ilk başta zor ve sıkıcı gelebilir ama okudukça konu Kenan'ın maceralarına ve Lamia'nın hayatına gelince göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor.Okurken bazı yerlerde bu kadar da çile çekilmez diyorsunuz,bqzen sinirleniyorsunuz. Bazen karakterlere kızıyorsunuz ama sonunda her şey çözülüyor. Yazı dili oldukça rahat, okuyucu tam anlamıyla bütün duyguları hissedebiliyor.Ve tabikide dizisiyle alakası yok gibi denilebilir.
(Spoiler) (Spoiler)Öncelikle Kenanın gençliğinde sessiz ve içine kapanık olduğunu ancak büyüyünce kendini şöhrete teslim ettiğini ve kendisi olmaktan uzaklaştığını görüyoruz. Kenanın bu yeni kişiliği hoşuma gitmedi (sona kadar çok sevdiğim söylenemez). Sonlara yakın zaten yeni kişiliğinden vazgeçmiş daha doğrusu artık öyle yaşayamadığının farkına varmış ve önceki baskı altındaki mutsuz zamanlarına geri dönmüştür. Lamia ise Kenan'la tanıştığında daha çok çocuktur. Kenan'a olan sevgisini ve duygularını açıkça lütfeder ancak Kenan'ın kalbsiz biri olduğunu sadece eğlendiğini düşünmez. Ve Lamia'nın binbir talihsizliklere rağmen her şey kabul etmesi ve yaşamaya devam etmesi çok takdire şayandır.