"Tınn!" dedi tırpan.
"Efendim?" Azrail hiç bozuntuya vermedi. "Diyorum ki..." dedi sanki bir şey demiş gibi, "Bir Adem nelere kadirmiş. Tek başına Azazil' e de yetti, bize de yetti, onca hayvana da yetti, Cennet'e de yetti." Bıçağını çektirip bırakıp bir kere daha tınlattı tırpanı. "Dağıttı ortalığı gitti. Dağıldık biz."
Aşırı gittiği yetmezmiş gibi bir de aykırı gitmiş, 'Demek ki ne irade edersem edeyim, ne bilirsem bileyim, ne kadar inanırsam inanayım ve ne düşünürsem düşüneyim, o elmayı ısıracakmışım, kurtuluşum yokmuş!' demiş. 'Demek ki yapılabilecek hiçbir şey yokmuş!' demiş. 'Demek ki İblis de bu oyunda figürandan başka bir şey değilmiş!' demiş. 'Demek ki bana sonsuz Cennet müjdelenirken doğru söylenmiyormuş!' demiş. 'Demek ki ben kandırılıyormuşum ama İblis tarafından değil!' demiş, dedikçe demiş, dedikçe demiş ve daha da demiş ki ... "
'Demek ki ben günahsızmışım!' demiş, ileri gidip 'Demek ki beni oyuna getirmekle İblis de Allah'ın bir başka isteğini yerine getirmiş oluyormuş!' demiş. Daha da ileri gitmiş ve 'Demek ki İblis de en az benim kadar günahsızmış!' demiş, gittikçe gitmiş, 'Demek ki sadece bana oyun oynanmamış, ikimize birden oynanmış!' demiş, artık dur durak bilmiyormuş, 'Demek ki ben veya İblis, en az senin kadar Allah emri ve izniyle hareket eden birer şaşkın kul olarak ne yaparsak yapalım zaten Yeryüzü'ne sürülecekmişiz!' demiş