Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin.Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu hayvani duyguların cehaletin yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın.O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti.
Ben Celal Paşa'nın oğlu Ahmet, İstanbul'un en muhteşem konaklarından birinde doğup ve parıltılı Hülya iklimlerine doğru kanat açık uçtuktan sonra, kanatlarımın biri kırılmış olarak buraya düştüm.Otuz iki yaşında bir emekli asker, bütün geleceği geride kalmış bir sakat delikanlı, şimdi burada....
-Ne yapıyorsun?