..olgunlasan her erkek ve her kadın kendisine HER BAKIMDAN DENK olan bir eş buluncaya kadar, AHLAK TEMİZLİĞİni muhafaza edecek ve bulduktan sonra oluşacak çift, bir ocak vücuda getirecek…
Eğer siz birisine buhar kazanının basıncını tehlikeli seviyenin üstüne kadar yükseltmesi için izin verirseniz, sonucunda meydana gelen her patlamanın asıl sorumluluğu size aittir. Fizik bilimimin doğruluğu aynı şekilde siyaset biliminde (özellikle uluslararası ilişkilerin yönetiminde) de geçerlidir.
“Dirk Pitt & NUMA” serisinin yayımlanan üçüncü kitabı.
1. Baskı — 1998 | Remzi Kitabevi | Çeviri: Enver Günsel
Günümüzde popüler kültürün adeta kurbanı hâline gelmiş efsane batık Titanik’ten kısaca bahsetmek pek mümkün değil. Hakkında saatlerce konuşabilirim ya da sayfalar dolusu yazabilirim. Ancak kitap ekseninden sapmadan ve ‘spoiler’ vermeden, Cussler’in dünyasındaki Titanik’e “dalmak” istedim.
Clive Cussler ve Dirk Pitt ile tanıştığım ilk kitap olması nedeniyle, bu eser benim için her zaman ayrı bir yere sahip olacak. Özellikle James Cameron imzalı 1997 yapımı “Titanik” filmiyle tüm dünyanın ilgisini yeniden üzerine çeken bu efsane batık, hakkında az şey bilinmesi sebebiyle 90’lı yıllarda bana çok daha gizemli geliyordu. Oysa Titanik hakkında, Cameron filminden önce çekilmiş bildigim yedi film daha var.
Cussler’ın “Raise the Titanic!” adlı romanı, 1976 yılında Amerika’da yayımlandığında Titanik’in şu an bulunduğu koordinatları daha keşfedilmemişti. Aynı yıl Türkiye’de de “Lanetli Gemi” adıyla Altın Kitabevi tarafından, Enver Günsel çevirisiyle yayımlanmıştır. Kitap, keşiften beş yıl önce, 1980 yılında Jerry Jameson yönetmenliğinde “Raise the Titanic!” adıyla sinemaya uyarlanmıştır. Dirk Pitt karakterini Richard Jordan canlandırmış olsa da, Pierce Brosnan’ın romandaki Pitt tasvirine çok daha uygun bir oyuncu olabileceğini düşünmeden edemiyorum. Brosnan bu rol sonrasında James Bond olabilir miydi? Bence olurdu. Hatta belki daha erken Bond olurdu.
Cussler romanlarının hemen hepsi, yüksek bütçeli filmlere rahatlıkla uyarlanabilecek güçlü senaryolar barındırır. Ne yazık ki bu kitap, tam anlamıyla bir “senaryo kurbanı” olmuştur. Kitabı okumamış bir izleyici için, dönemin şartları göz önünde bulundurularak bakıldığında, merak uyandırıcı ve sürükleyici olabilir. Ancak