İncelemenin başında bir not: Kitabın başlığını “Vulkan”, kapaktaki “volkan” resmiyle bağdaştırınca, bazı okuyucuların ilk tepkisi “Bir volkanın yaratılışı olmasın?” şeklinde olabilir. Hayır, bir baskı veya tercüme hatası yok, tam tersine yazarın resim/kelime oyunu var. “Vulcan, mitolojide ateş tanrısının ismidir.” diyerek, fazla bir ipucu vermeden devam ediyorum. (Keşke, mütercim bunu not olarak ekleseymiş.)
Ülkemizde Clive Cussler ile ortaklaşa yazdığı eserlerinden tanıdığım için, yazarın ismini görünce aldım. Onunla beraber yazdığı romanları beğenmiştim, ama üstat olmadan tek başına performansının nasıl olduğunu merak ediyordum. Bu yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. İlk okuduğum “Tehdit” başlıklı eseri çok beğendiğim için, dilimize çevrilmiş olan diğer ikisini hemen aldım. Ancak, her ne kadar, Clive Cussler yazarı övse de, bu eserinin onun kitaplarının düzeyinde olduğunu söyleyemeyeceğim. Üretken yazarların, özellikle yarattıkları serileri okurken, tavsiyem genelde, doğal olarak ilk kitaptan başlamaları şeklinde olur. Ama, bu yazarı merak eden okurlara, “Tehdit” kitabından başlamalarını öneriyorum. (Dilimizdeki ilk, ama orijinalde sondan ikinci eseri oluyor!)
Bir “bestseller”’den beklenen tüm unsurlara sahip; bunu bilen ve isteyen bir okuyucu olarak da şaşırmadım. Doğal olarak, bir “Çok Satan” kitabının olmazsa olmazı silik karakterler, James Bond/İndiana Jones karışımı mucizeler, beceriksiz kötü adamlar, aşk ve seks sosu eksik kalmaz. Ama zaten bu kitapları satın alan okuyucu tüm bunlara önceden hazırlıklıdır; hatta ister. Diğer taraftan, James Bond’u aratmıyor, Dirk Pitt bile geride kalıyor, şeklinde bir not düşerek, biraz abarttığını itiraf etmem gerekir. Özellikle son bir kaç bölümde, “Süpermen misin? Bu kadar da olmaz artık!” dedirtecek raddeye geldiğini de