''Gençken yaptığınız çok büyük bir hata var mı düşes?" diye sordu masanın diğer ucundaki kadına.
"Olmaz mı? Hem de öyle çok var ki."
"O zaman aynı hataları yine yapın. İnsan gençlik günlerine dönebilmek için akılsızlıklarını tekrarlamalıdır."
''Doğduğu gün de bugün de tiyatronun asıl amacı nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın Ne olup ne olmadığını ortaya koymak'' demiş Shakespeare bu eserinde. Aldığım İngiliz dili ve edebiyatı dersinde öğrendiğim şeylerden bazıları her eserin kendi döneminden izler barındırdığı ve o döneme göre yargılamamız gerektiğiydi. Bu eseri okuyunca bunları daha iyi kavradım.
Shakespeare'in ilk okuduğum eseri nerdeyse herkesin bildiği Romeo ve Juliet olmuştu. Sonrasında yine bu ders vesilesiyle vesilesiyle Macbeth'i okudum. Başta ''Shakespeare de ne abartılıyor canım!'' diye düşünmüşken diğer İngiliz eserlerini okudukça o dönemde harika işler başardığını kavradım. O, ''Ne yazsa okurum'' diyebileceğim bir yazar.
Hamlet ,Shakespeare'in hayatındaki çok önemli iki olaydan(babasının ölümü ve kendisini koruyan kontun hapse atılması) sonra yazıldığı tahmin edilen bir eserdir. Bu iki olaydan sonra Shakespeare'in oyunlarındaki hava değişir ve kaleminin sesi kederli bir hal alır .Hamlet okuduğum 4. Shakespeare eseri ve beni en çok hüzünlendiren eseri oldu. Peşi sıra ölümler ve en yakınımızın dahi güvenini sorgulatmamıza neden olan olaylar okuru bolca düşünmeye sevk ediyor.
''Eğer bu kız soylulardan olmasaydı zor girerdi hristiyan mezarlığına
Tüh yaziklar olsun!
Yüksek tabakanın kendini asmaya hakkı var
Ama yüksek olmayan dindaşların yok!''
Örneğin bu diyalog kilisenin ikiyüzlülüğü sonucunda Hristiyanların dinlerine duyguyu güveni sorgulamaya başlamalarının bir göstergesidir.O dönemdeki ahlaki ve dinsel çöküntü ancak böyle güzel anlatılabilirdi sanırım.
HAMLET: "Ha evet, neden İngiltere'ye yolladılar?"
BİRİNCİ MEZARCI: "Neden olacak? Delirdi de ondan, akıllanacak İngiltere'de. Akıllanmasa da pek önemi yok orada.
HAMLET: