Lara

Lara
@Lara07
9 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Masalsız Kız Düşleri
Hiç baba sevgisi tatmadım, Çocukluğumu benden söküp alan tokatlar dışında, hiç baba eli tutmadım. Hayali bir babam vardı, Ne zaman gök gürlese, onun kucağına atlar boynuna dolanırdım. Babam bana sarılırsa, içimden kelebek sürüleri havalanacak sanırdım. Ağaçlar gece sallanırsa, yıldız düşeceğine inanırdım. . MASALSIZ KIZ DÜŞLERİ -Bazı babaların kızıyla tek aktivitesi, Ya giyeceği ceketi tutturmaktan, Ya da yiyeceği yemeği yaptırmaktan ibaretttir.- Duyguları paramparça, kanatları acı içinde, hayal aleminde, Bir kere dahi baba masalıyla uyutulmamış, küçük bir kız çocuğuydum ben. Yine de, kendi kendimi koynuma alır, kocaman kocaman hayaller kurardım. Belki babam okşar diye sürekli saçlarımı tarardım. Dışları gibi içleri de güzel olsun diye bebeklerime makyaj malzemesi yedirir, entarimdeki gülleri sulardım. Kırılıp bozulan oyuncaklar ölmez kalpleri yoktur gömülmez.’ diyenlere çok kızardım. Hiç baba sevgisi tatmadım, Çocukluğumu benden söküp alan tokat dışında hiç baba eli tutmadım. Hayali bir babam vardı, Ne zaman gök gürlese, onun kucağına atlar boynuna dolanırdım. Babam bana sarılırsa, içimden kelebek sürüleri havalanacak sanırdım.
1000Kitap
Lara
Babişime laf ettirmem, babam candır can. Onu herkesten çok seviyorum.💕💕💕
Reklam
-plastik insanlar, düşen yağmur damlasının acısını hissetmez, ağaçkakan darbesi yiyen ağacın çığlığını duymaz plastik insanların, dalına kuş konmaz, yüreğine serçe yuva kurmaz- . siz ne ağaç sevdiniz, ne de hayvan ne can sevdiniz, ne de insan…! binlerce yaşam demektir tek bir ağaç, bir çay kaşığı orman…!
1000Kitap
Lara
👏💕
Dijital Bunalım -I-
Uykusuzluk modern çağın en yaygın ibadeti olmuş. Gece üçte mavi ışık vuruyor suratlara. Parmaklar ekrana sürtünmekten yorulmuş ama. Uzun zamandır kimsenin kalbine dokunamamaktan muzdarip. Önce şaşırdım. Bir gencin gözlerindeki yorgunluğa. Bir annenin sabrına. Bir babanın suskun gururuna. Bir çocuğun ekran ışığında büyüyen yüzüne. Gecenin üçünde hâlâ ışık hızında kaydırabildiği parmaklarına. Şaşırdım. İçimde bir şey itiraz etti. Ekran kararmasının, bir mesajın gönderilmeden silinmesinin, şifrenin unutulmasının ölüm olduğu anlamsız geldi bana. Şaşırdım. Sonra. Kablo nehirlerinde yüzdüm. AVM kapılarının sabrını ölçtüm. Şehrin beton ormanında bir ağacın betonu delip çıkmasının ne anlama geldiğini düşündüm. İçinde internet yerine sabır olan bir taşı avuçladım. Ve sustum. Sonra yine sustum. Günlerce, haftalarca, hatta yıllarca. İçime attım her şeyi. Sadece izledim. “Sorun yok”ları giydim üzerime. “Herkes böyle”lerle düzelttim saçlarımı. Yüzüme “normaldir” sürdüm. Ve sustum. Metro istasyonlarında uzun uzun. Kalabalık meydanlarda. Kafelerin loş köşelerinde. Sokak başlarında, her biri yorgun birer nöbetçi edasıyla sarı sabır gibi yanan sokak lambalarının ışığında. Bilgisayarların başında. Sustum. Gürültünün konuşmak olmadığını. Sessizliğin yardım çığlığı olduğunu anladım. Sessizlik. Bazen korunaklı bir sığınaktır. Bir kale gibi. Sakinlik, dalgasız bir deniz. Rüzgarsız bir bozkır. Suskunluk ise dipsiz bir okyanus. İnsan o okyanusta kendi gerçeğini keşfeder. Keşfettim. Teknolojiden bunaldım. Duygu fukarası tuşlara basmaktan yoruldum. Ellerini nereye koyacağını bilmeyen bir robota dönüştüm. Ellerimi düşüncelerime verip yonttum içimdeki şüpheleri. Ve en büyük yalnızlığın kalabalık ağlarda kaybolmak olduğunu öğrendim. İnsanın bin kişiyle konuşup kimseye ulaşamadığını da.
Şiir
Lara
Heralde kıyamet koptu, karantinanın en sıkıcı gününde bile bize online sınav yapıyorlar utanmaaaazzzlaaaaarrrrr....