"Gül-i maksûdu el buldu benim zâr olduğum kaldı
Bu hâristân-ı âlemde dil-efgâr olduğum kaldı"
(Arzulanan gülü eller buldu, bana da ağlamak kaldı sadece - gül koparıldıktan sonra dikenden başka ne kalır ki gül ağacında - ve dikenlerle paramparça olmuş bir gönül kaldı geriye kala kala.)
"Bizi bî-kes sanıp ey gam yok etmekden hazer kıl kim
Cihânı yok iken var eyleyen Allah'ımız vardır"
(Ey gam! Bizi kimsesiz zannederek yok etmeye kalkışma; hiç bir şey yok iken var eden Allah'ın kuluyuz biz.)