“Kendine mahkumsun sen, öyleyse başkaları gibi olmaya heveslenmek niye? Gülerkenki samimi neşen de sahte olduğuna, çünkü ancak kim olduğunu unuttuğun zaman neşelenebildiğine göre, niye gülersin ki? Neye yarar ağlamak, zerre kadar işe yaramadığını bildiğin, gözyaşlarından teselli bulmak için değil, yaşlar yüreğini ferahlatmıyor diye ağladığın halde?”
“Penceremden sarkmış, koca şehirdeki rengarenk yığınları seyrederken ruhum tek bir düşünceyle meşgul: Bütün samimiyetimle ölmek, hesabı kapatmak, dünyadaki hiçbir şehrin üzerinde bir daha asla ışık görmemek, bir daha asla düşünmemek, hissetmemek, güneşin ve günlerin akışını ardımda bir paket kağıdı gibi bırakmak; geniş yatağın kenarında oturup, var olmak için elimde olmadan harcadığım çabayı, ağır bir kıyafet gibi üzerimden çıkarmak istiyorum.”