Hephaistos'la Hera hiçbir zaman birbirlerini sevmemişlerdir. Hera, Hephaistos'u kendi başına oluşturmuş ve doğurmuştur. Fakat bebeğin ayaklarının topal kendisinin çirkin olduğunu görünce ve bütün Tanrılar onla alay edince, Hephaistos'u Olimpos Dağı'ndan atmıştır. çok erken zamanlarda kabilelerin savaş aleti yapmakla görevli demircilerin düşman kabilelere kaçmalarını ve onların hesabına çalışmalarını önlemek için ayaklarından sakatlamaları Hephaistos'un neden topal olduğunu bize açıklar. Topal doğması demiri bükebilen, istediği gibi ona şekil verebilen bir tanrı olacağına başından bir işarettir. Çirkin yaratılışı ve tanrılar tarafından hor görülmesine rağmen Adalet tanrısı tarafından korunan Hephaistos, yaşamın, arzunun, hırsın ve aydınlığın simgesi olan, dikbaşlılığıyla erimeyen demiri eriten ateşle bağdaştırılır.
Titanomahia'yı (titanlar savaşı) kazanmadan önce tanrılar ve insanların bir yaşadığı aynı sofraya oturup kalktığı dönemde Prometheus, tanrılara oyun oynayarak Zeus'u kandırmıştı
Hesiodos'ta şöyle anlatılır
"Ölümsüz tanrılarla ölümlü insanların
Mekone’de çatıştığı zamanlardı o zamanlar,
O günlerden bir gün, Prometheus yaranmak için
Koca bir öküzü ikiye böldü getirdi sofraya:
Zeus’u aldatmak istiyordu aslında;
Öküzün yarısı yağlı etler ve barsaklardı
Karın derisi altında saklı,
Öbür yarısı yalın kemiklerdi sadece
Ak yağlar altında kurnazca saklanmış"
Prometheus'a kin beslemeye başlayan tahtını yeni hükmeden Olimpos'un Kralı, her tanrıya bir şeref payı vermeye, Devletinin katlarını önem sırasına koymaya başlamıştı. Bu arada zavallı ölümlüleri düşünmek aklının ucundan bile geçmedi. Tersine, soylarını ortadan kaldırmak istiyordu.
ölümlülere sayı bilgisini, avcılığı, kasaplığı, inşa etmeyi, dinlemeyi ve anlamayı, marangozluğu, retorik sanatını, doğanın