Tuba Uysal

Tuba Uysal
@Lav_inya
Ben Tuba ağacıyım. Köklerim havada benim, toprağı bilmem. Bundandır hiçbir yere tutunamayışım. Dallarım yere doğru eğilir dünyaya, ancak köklerim göğe meyil verir hep Yaradan'a...
Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Ol! (Hûd: 112)
Beşikten mezara...
Biraz su, biraz yeşillik her yer benim evimdir...
Kumru
41 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
Aşk O'ndandı. Kalplere aşkı koyan, sevgileri aşka dönüştüren de O'ydu. Aşka kaabiliyeti olmayana, aşka layık olmayana o kimyayı damlatmıyordu. "Aşık oldum," değil "Aşık etti Rabbim," demekti asıl hakikat. "
Sayfa 196 - Timaş·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Süveyda-yı kalp
"Elbiseme baktım, siyahtı. Bilmeden giysilerimizde aşikâr olmuștu zıtlığımız. Siyah, kalbin temsili rengiydi. Süveyda-yı kalp karaydı, ama tüm nuraniliğin yansıma noktasıydı, kalbin görme alanıydı. Görme de öyle değil miydi; gözün beyazı görmez de karası görür, gösterirdi her şeyi. Siyah olgunluktu, itirazsızlıktı. Siyah sükûn rengiydi, ermişlik rengiydi. Siyah bilumum renklerin ta kendisiydi, yansıma yeriydi. Tüm renkler siyahtan renk verirdi. İki kadındık yol ayrımında; biri giden, biri kalan. İşte gidiyordum."
Sayfa 69 - Timaş·Kitabı okudu
1000Kitap
Aşk / Hz. Hacer
"Aşk kâinatın yaratılış mayasıydı. Bu maya insanda tevhid (birlik) olarak kalbe yansımıştı. Onun için kalp, aşk dendiğinde Bir'i isterdi. Kalp, aşkı hep Bir'i ile yaşardı. Kalp, aşk sırrındaki kimyasını belirlemişti: "Aşk, birlik fermanıydı." Aşkta paylaşim ve kıskançlık yoktu. Sevgide paylaşım vardı. Aşk birliğe ulaşmaydı. Aşkta kesret yoktu ki paylaşım ve bölünme sıkıntısı olsundu. Sevgisi aşka ulaşamayanlar, paylaşma derdine düşerdi. Sevgi pay edilebilirdi, ama aşk vahdet diliydi. Kalbin birlik boyutu aşkta vardı ve birlik aşkla var olmuştu. Erkek kalbi kâinatı, kadın kalbi iç alemi temsil etme vazifesini almıştı ve adına da aşk denmişti. Paylaşim burada başlamıştı. Erkek tevhidi kâinat çapında temsili üstlenirken, kadın tevhidi temsilde aşkla kalpte kalmıştı. Erkek dış âlemdi, kadın iç âlem. Onun için aşk dendiğinde her dem iç âlemin temsilcisi kadın akıllara gelir olmuştu. Sâre'nin duyguları aşktan ziyade sevgiydi. İbrahim'i istiyordu. Oysa aşk, kalbe düştüğünde cisim ötelenirdi. Biliyordum, bütün bu düşündüklerim düşüncenin gizemli dünyasında sırlar bulmaya çalışmaktan başka bir şey değildi. Kendimi düşündüm. Ben bu aşkın ya da bu sevginin neresindeydim? Aşk, şimdilik bende Sâre'de başlayan kıskançlık yangınının, kalbime vuran alevlerin için için tutuşurken, ötelenmiş bir kalbin sabır iniltilerinde demleniyordu."
Sayfa 66 - Timaş, Hz. Hacer·Kitabı okudu
1000Kitap
"Aşk neydi? Eylem mi, sükûn mu, yoksa nefsin kalp kıyılarındaki çırpınışları mı? Kelam hiçbir şeyi tanımlamada bu kadar aczi yaşamadı. Kelime harmanlarında binlerce yıl savrulmuş, düşünce değirmenlerinde yıllarca öğütülmüş başka bir kelam, ya da ruhun en mahrem sınırlarında ateşle yanıp yakılmış bundan başka sırlı bir duygu var mıydı?"
Sayfa 65 - Timaş·Kitabı okudu
1000Kitap
Hz. Hâcer
"Benim dünyam kıskançlıktan uzaktı. Neyi, niçin kıskanacaktım ki? Kıskançlık kadere razı olmamaktı, kendine verilen yazgıya itirazdı. Ben Rabbimin bana verdiğine de vermediğine de razıydım. Başkasına verdiklerine de razıydım. Rabbinin bir kuluna verdiğini, diğer kulun kıskanması Rabbe karşı edepsizlik değil miydi? Ben Mısır'dan Sâre'nin arkasına takılıp yollara düştüğümde de, onun hizmetçisi olduğumda onu kıskanmamıştım. Arkada kalmaktan gücenmemiştim. İkinci olmaktan, birinin gerisinde durmaktan incinmemiştim."
Sayfa 61 - Timaş·Kitabı okudu
1000Kitap