"Demek istediğim," dedi,
"bazen itiraz etmemek daha iyidir. Öğretmenin senden saygı görmeyi hak ediyor ve bazen bu aynı fikirde olmasan da onu onaylamanı gerektirir. Diplomasinin kuralı budur."
"Ben nezaket olduğunu sanıyordum."
"Ben de onu demek istemiştim."
"Bize yanlış şeyler anlatsa bile."
"Evet."
Aşırı bağımlı kişi, kendisine yakın insanlara karşı taşıdığı düşmanca duyguların çoğu kez bilincinde değildir. Üstelik bu kişileri sevdiğinede inanır, ama aslında sevmeden sevilmek istemektedir. Bu nedenle, onlara kendisini sevdirmek için çaba gösterir ya da kendi kişiliğini ortadan silerek sürekli onların beklentisi doğrultusunda davranır. Kendisini ve çevresindekileri "iyi" bir insan olduğuna inandırmaya çalışır; kendi istekleri ni ortaya koyamadığı gibi, kendi çıkarlarına uygun düşmeyen durumlara da karşı çıkamaz; sürekli çevresindeki insanların görüşlerini paylaşır ya da kendinden söz etmeksizin onları dinler; kimseye yük olmamaya çalıştığı halde kendisinden beklensin ya da beklenmesin, insanların yardımına koşar.
Bazı aileler ise çocuğun ihtiyacı olan sınırları gereğinden fazla gevşek bırakırlar. Bu ana-babaların bir bölümü otorite ol mayı öğrenememişlerdir. Bu durum, örneğin büyükanne ve bü yükbaba tarafından büyütülmüş kişilerde olduğu gibi, gerçek otorite modelinden yoksun bir çocukluk geçirmiş olan ana-ba balarda daha sık görülür. Çocuklarına gerekli sınırı koyamayan ana-babaların bir diğer bölümü ise katı bir baskı altında yetiş miş kişilerdir. Kendi yaşamadıklarını çocuklarına yaşatmak ve böylece dolaylı olarak kendilerine doyum sağlamaya çalışırlar. Ne var ki, sınırların katı ve dar olması kadar iyi çizilememesi de çocuğun gerekli rehberlikten yoksun kalmasına neden olur. Bu gibi çocuklarda baş kaldırıcı ve toplumdışı davranışlar daha sık gözlemlenir.
Geleneksel ailede çocuk, büyüklerinin isteklerini ve düşün celerini soru sormadan kabul etmek zorundadır. Böyle bir or tamda büyüyen çocuk, ilerki yaşamında kendi toplum grubun dan kopup çağdaş dünyanın beklentileriyle baş etme durumun da kaldığında ciddi sorunlarla karşılaşabilir. Girişimde bulun mak istediğinde suçluluk duyguları yaşayabilir; seçim yapma güçlüğü, kararsızlık, kendini ortaya koymaktan utanma ve düşüncelerini dile getirmede güçlük çekme gibi çağdaş toplum gereklerine göre davranış kusuru sayılabilecek durumlar ortaya çıkar. Oysa aynı davranış özellikleri, geleneksel yapı içerisinde uyumsuzluğa neden olmaz; toplumun geleneksel niteliğini sür dürebildiği ve bireyin bir değişiklik ya da atılım yapmasını gerektirmeyen koşullarda bir sorun yaratmaz.