Diyelim ki aylık gelirim gereksinimlerimi karşılayacak düzeyde; hoşnut olmam gerekir. Ama benden hiçbir bakımdan üstün olmayan birisinin benimkinin iki katı aylık aldığını öğreniyorum. Bu durumda eğer başkalarını çekemeyen birisiysem, aylığım gönül doyuruculuğunu hemen kaybeder, haksızlığa uğradığımı düşünerek kendi kendimi yemeye başlarım.
Sıradan kadınlar ve erkekler için çekememezliğin ilacı mutluluktur; işin güçlüğü, çekememezliğin mutluluğa büyük bir engel oluşundadır. Çocuklukta başa gelen talihsizliklerin çekememezliği artırdığını sanıyorum. Kız ya da erkek kardeşinin kendisinden üstün tutulduğunu gören bir çocuk, çekememezlik alışkanlığı edinir ve hayata atıldığı zaman, çocukluğunda yaşadıklarına benzer haksızlıklara karşı duyarlı olur, böyle bir haksızlığa uğradığında hemen fark eder, kendisine haksızlık yapılacağı kuşkusuyla yaşar. Böyle birisi sanırım mutlu değildir ve hayal ettiği haksızlıklar nedeniyle arkadaşları için çekilmez olur. Bir kez kendisini hiç kimsenin sevmediğine inanmaya başladıktan sonra da, davranışları ile giderek bu inancını doğru çıkarır.
Bana kalırsa çekememezlik, en yaygın ve kökü derinlerde olan bir tutkudur. Bir yaşına gelmemiş çocuklarda bile net olarak görünür olan bu eğilimi, eğitmenin son derece yumuşak şekilde ele alması gerekir. İki çocuktan birisine biraz fazla ilgi gösterilmesi, diğerinin hemen dikkatini çeker ve üzülmesine neden olur. Çocuklara bakan herkes, hak dağıtımında adil olmak zorundadır.