"Allah'ım,"diyordu," "çok uzak diyarlardan,ta Horasan'dan atlanıp da bu topraklara çıkıp gelen atalarım,senin ismini bu topraklara bir mühür diye basmak için düştü yollara. Zor zamanlarda, düşmanın bin türlüsüyle cenk ettiler.Yeri geldi senin için öldürdüler, yeri geldi senin için öldüler. Buralardan dirilecek bir muştunun ilk temsilcisi oldular. Her bir yandan onları yok etmek, İslam sancağını düşürmek isteyenlerin karşısında bir sütun gibi durdular. Onlar zor zamanların yiğit adamlarıydı. Geldikleri yerlerden ne aldılarsa getirip bu topraklara serptiler. Hakikati anlattılar, Senin ismini her bir yana yaymak için gayret ettiler. Buralara besmelelerle tohum saçtılar. Boy verdi, boy aldı o tohumlar. Şimdi yeşerdiler,yemişe döndüler . Ve bize bırakıp gittiler bu davayı,bu hayali. Lakin bizim savaşımız daha zordur. Onlar meydanda düşmanın yüzünü gördüler, gözüne bakıp kılıç üşürdüler. Lakin bizim düşmanımız görünmez, bizim düşmanımız gizlidir. Bizim savaşımız şimdi yurt tuttuğumuz bu topraklarda evvela kendimizledir, kendi nefsimizledir. Sen yardım et, Sen galip et Allah'ım..."