...
- Bu şiir kimin?...
+ Bilmiyor musunuz?
-Bilsem sorar mıyım?...
+Bu şiir sizin değil mi?...
- Benim mi? Ne zaman yazmışım?...
+Unuttuğunuza göre bin yıl önce yazmış olacaksınız....
"Ben bin yıldan beri yaşıyor muyum?" diye düşündü.
+Evet bin yıldan beri yaşıyorsunuz. Hatta belki de iki bin yıldan beri. Mete'nin askerlerini sadakat sınavından geçirmek için sevgililerine, nişanlılarına, eşlerine ok atmalarını emrettiği ve büyük sevgileri dolayısıyla ok atmayanları idam ettiği zamandan beri.
...
-Hayır bu şiir benim değil!
+O halde belki benimdir...
-Siz de iki bin yıldan beri yaşıyor musunuz?
+Niçin olmasın?...
-İki bin yıl önce acaba ben neydim?
+Herhalde Mete'nin ordusunda bir subaydınız....
Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş
Gökten gelerek gönlüne rüzgâr gibi inmiş
Öyle bir sır ki bu ölsen bile asla açamazsın
Anlatması imkânsız olan öyle bir an ki
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki
Bak emrediyor daldığın alemden uyan ki
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın
Kalbin benim olsun çünkü mukadder
Cismin sana yetmez mi, çabuk kalbini sök ver
Yoktur öte âlemde de kurtulmaya bir yer
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın
Ram ol bana, ruhun yeni bir âleme girsin
Yazmış kaderin aşkıma ömrünce esirsin
Aklınla, şuurunla, hayâlinle bilirsin
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın