Vabeste

Reklam

Vabeste

, bir kitabı yarım bıraktı
Cahit Zarifoğlu
8.6/10 · 11,2bin okunma
Bana sekülarizm ne diye sorsanız, bize senede bir gün çiçek verene teşekkür edip, tüm çiçekleri her gün uzatana kayıtsız kalmaktır, derim. Allah'ı görmeye, dinlemeye, hissetmeye hiç vaktimizin olmamasıdır, derim. Allah'a inandığımızı söyleyip, günlerimizin onu hiç anmaksızın bir rüya gibi geçivermesidir, derim. Sekülarizm, sabah yatağımızdan kalktığımızda ömür defterimize bir tertemiz günü bahşedene bir şükür etmeyi unutmamız, kahvaltıya besmele ile oturup, sonrasında soframızdaki en küçük kırıntıya kadar lütfuyla sahip olduğumuz yüce zatı anmamaktır. (Hem de komşudan gelen bir tabak dolusu ikramı boş tabakla göndermeyi nezaketine sığdırmayan bir kültür kodları içinde.) Hapşırdıktan sonra, duran kalbimizin tekrar çalışmaya başlamasının coşkusunu "Elhamdülillah" diyerek yaşayamamaktır.
Bir fakirin yalnız bir abası olup kışın soğukta yarısını altına, yarısını üstüne alır yatarmış. Soğuktan titremekte olduğu halde: "Ya Rab! Şükür! Hamdolsun! Şimdi zindanlarda ne kadar zengin insanlar vardır ki ayakları prangada olup en küçük bir özgürlükten bile mahrum oldukları halde Ben hür ve serbest uymaktayım. Istediğim yere gidebilirim" diyerek kendi kendine teselli verir dururdu. Biz ise küçük bir sıkıntı bile çekmek istemeyiz. Halbuki bizim gibi aciz ve kusurlu bir mahluk için mutlak saadet düşünülebilir mi?
Kur'an yedi yerde kendini "şifa" olarak tanımlar. Namaz şifadır. Oruç, zekat, tatlı söz, teheccüd, sadaka... Hepsi şifadır. Bir ilacın içeriğini bilmesek de içtiğimizde iyileşmemiz gibi Kur'an'ı anlamını bilmeden dahi olsa okuduğumuzda şifası tecelli eder. Bu nedenle ilacı acı gelse de faydasına inandığımız için içiyorsak, namazı zor gelse de kılmalıyız. Tıpkı spor yaptığımızda zorlanarak toksit maddelerden kurtulduğumuz gibi "azgınlığı emreden nefsinize" karşı da zorlanarak güçleniyoruz. Vitamin takviyelerini, ilaçları nasıl düzenli olarak almalıysak ibadetlerimizi de düzenli yaptığımızda ruhumuz tamir olur. Böylece açılan küçük yaralar, o dünyaya dalmalar, milimetrik sinsi sapmalar, büyüyüp tam orta yerimizde kocaman bir delik açmadan tedavi edilmiş olur. Ruhumuzun ihtiyacı var, her gün ibadet etmeye; evimizin ihtiyacı var, Allah kelamı ile dolmaya.
Reklam