Tanrım…!
bize çocuklar verdin
biz onları savaşlara sürdük.
eceli olduk onların
bombalarla öldürdük.
çocuk gözyaşlarıyla kıyameti yere indirdik,
duaya durmuş anneleri ağlattık,
şeytanı güldürdük.
.
-unutun baharı çocuklar-
.
bazen bahar
mezarlıklardan geçerek gelir
ve bazı çiçekler
toprağın değil
acının içinden büyür
.
insan
en çok
yenildiğinde öğrenir
umut etmeyi.
.
bir kalp
merhameti unutunca
dünya
biraz daha ölür.
bir kalp
vicdanını yıldızlara sürgün edince
dünya
biraz daha ölür.
Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı
Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan
Selamı vardı sermaye diye, aldık
Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir
Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan
Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim
Dalımıza bir serçe kondu
Ne tahtımızı sordu
ne tacımızı
Ne adımızı sordu
ne unvanımızı
Bir kırıntı sevince kandı
Fazlasına tamah etmek kalbimize yüktür bizim
Yağmur yağdı
Rüzgâr geldi geçti
Kiminin çatısını aldı
Kiminin yüreğindeki pası sildi
Başa gelene eyvallah dedik
Gayrisi kısmettir bizim
Dünya malı dedikleri bir rüzgârın sesidir, ötesi yalan
Ne altın biriktirdik
Ne şöhretin gölgesini
Bir tanrı misafiri, bir tas su, bir selam
Dünyadan kârımız bunlardır bizim
Öğrendik ki
En hırçın dalgalar, en mağrur kayalar
ben bu dünyaya
büyük cümleler kurmaya gelmedim.
bir yanlışlığın
altına atılmış imza olarak geldim.
çocukluğum,
yanlış adrese bırakılmış
bir mektup gibiydi.
.
ne zaman mutlu olmaya kalksam,
bir yerlerden
eski bir acı çıkıp geldi
eteklerime yapıştı.
ölmeyi çok düşündüm…
ama ölüm de
fazla ciddi bir iş gibi duruyordu.
.
ben o kadar ciddi biri değildim.
sonra
susmayı düşündüm…
ama susmak da
fazla bilgece bir duruş gibi geliyordu.
.
ben o kadar akıllı biri değildim.
bir ara
insanlığı anlamaya kalktım.
bir kuyunun içine eğilip
Bir gün bütün canlılar toplansa bir ovada,
Kurt, serçe, karınca, balina, ceylan, aslan.
Ve deseler ki:
“Hesap vakti geldi, yargılanacak bir tür var bugün.”
Kimse birbirinin adını vermezdi.
.
(Çünkü aslan açlıktan öldürür,
Kaplan karnı doyunca avını bırakır,
Arı korkudan sokar,
Karınca yuvasını korur.)
Ama bir tür var ki;
Tokken de öldürür,
Korkmazken de vurur,
İhtiyacından fazlasını yağmalar,
Geleceği bugünden çalar,
Kendi soyunu bile açlığa mahkûm eder.
.
Suyu zehirli bir irine çevirir,
Plastikten yeni kıtalar yaratır okyanusta.
Sonra da şaşırarak bakar:
“Bu güneş neden bizi yakıyor?” diye.
.
Bir tür var ki;
Toprağın kalbini deşer,
Havayı zehirler.
Denizleri çöplüğe,
Ormanları mezarlığa döndürür.
Sonra da dönüp sorar:
“Bu iklim neden değişiyor?”