ben bu dünyaya
büyük cümleler kurmaya gelmedim.
bir yanlışlığın
altına atılmış imza olarak geldim.
çocukluğum,
yanlış adrese bırakılmış
bir mektup gibiydi.
.
ne zaman mutlu olmaya kalksam,
bir yerlerden
eski bir acı çıkıp geldi
eteklerime yapıştı.
ölmeyi çok düşündüm…
ama ölüm de
fazla ciddi bir iş gibi duruyordu.
.
ben o kadar ciddi biri değildim.
sonra
susmayı düşündüm…
ama susmak da
fazla bilgece bir duruş gibi geliyordu.
.
ben o kadar akıllı biri değildim.
bir ara
insanlığı anlamaya kalktım.
bir kuyunun içine eğilip
-Dostluğun mayası muhabbettir.
Muhabbetin hası ise, ya dost kolunda ya dost yolunda olandır.-
.
İnsan gidecek yolu olduğundan değil, varacak yeri olmadığı için huzursuzdur.
-Çok da takmamak lazım,
Yeryüzüne gelmişlerle
Yeryüzünden silinmişler denktir.-
.
Buğday tanesi kadar küçük bir lekedir insan,
zaman tünelinde kuruyup silinen.
-Ah bu Dünya !...
Camlar kırılır sesten durulmaz.
Canlar kırılır hiç ses duyulmaz.-
.
Ah ne çok yaralı insan var,
Bazılarının ömrü hayal kırıklıklarıyla kalp kırıklıklarıyla geçer.
Hayata kırgın bakışı, olur olmaz uzaklara dalışı hep ondandır.
Ancak,
-Kimse kimsenin sessizliğini duymaz,
Herkesin sessizliği kendine yapışır.-
-Gözyaşını su damlası sanırlar, yüreği bulutlu olmayanlar.-
.
-İnsan gidecek yolu olduğu için değil, varacak yeri olmadığı için huzursuzdur.-
-İnsan bazen özlemek özlenmek için gider.-
.
-Kırgınlık biriktirmektir susmak.-
-Her şeyi içime ata ata, yüreğimin boşluğu İstanbulun çöplüğüne döndü.
Oysa,
Dertleşmek akarsu gibidir, içinizdeki pisliği alıp götürür.
.
Dertleşmek, yürekteki yükü hafifletir.-
.
-Çiçek açmasını istiyorsanız, yüreğinizi sulayın.-