Çoğu zaman gerçeği bildiğimizi, farkında olduğumuzu düşünür bununla övünürüz. Ancak o gerçekle yüzleşmek adına hiçbir şey yapmayız. Uçurtmayı vurmasınlar bir gerçeğin romanı. Ve okumadan farkında olacağımız bir gerçek değil bu.
Yazar Feride Çiçekoğlu halkını seven bir fikir suçlusu. 12 Eylül döneminde komünizm propagandası yapmak suçundan yargılanıyor ve cezaevine giriyor. Kitabın baş kahramanı olan Barışla tanışmaları bu döneme rastlıyor.
Barış çocukluğun bütün güzel yanlarından mahrum bırakılmış eksik bir çocuk.. Gökyüzünden, uçurtma uçurmaktan, simidin kokusundan bihaber büyüyor.
Bu romanda cezaevinde yaşanan dramı Barışın gözünden okuyoruz. Mahkumları, gardiyanları, cezaevi müdürünü, çok anahtarlı amcayı... Ve en sonunda aslında hiç de yabancı olmadığımız bir tablo çıkıyor ortaya. Anlayacağınız burada anlatılanlar 5 yaşındaki bir çocuğun anılarından çok daha fazla.. Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu
Zorba'yı tanıyana kadar hayatın bu kadar çok sevilecek yanı olduğunu düşünmemiştim. Zorba hayatı öylesine seviyor ve öylesine yaşıyor ki bundan ilham almamak olanaksız.
Hayatın kitaplardan değil, bizzat yaşayarak ögrenileceğini ve hayatın yaşadığımız andan ibaret olduğunu savunuyor. Nitekim baş karakterimize "kağıt faresi" demesinden bunu anlıyoruz. Hayatında hiç kitap okumamış bir adam yaşamın hakkını vererek yaşamak gerektiğini söylüyor.
Yaşamak nefes alıp vermekten ibaret değildir ve hakkını vermek gerekir. Yazar önsözünde hayatında iz bırakan insanlardan bahsederken Zorba için "hayatı sevmeyi, ölümden korkmamayı öğretmiştir bana" demiş. Bunca çirkinlik, kötülük ve bir yanda Zorba'nın öğretileri.
Ne mutlu seni tanıyana.. ZorbaNikos Kazancakis