Korku... Korku ve insan, korku ve insan talihi, insanın insana hücumu, o hiç yere düşmanlık. Fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir?
Ne yazık ki insanlar kendi uydurdukları masallara inanarak, gözlerinin önünde duran gerçeklerden kaçmakta son derecede başarılıdırlar. İnsanın kendisini aldatmak için söylediği büyük yalanlardan biri de, yarının bugünden daha iyi olacağıdır.
İnsanlar son derece trajik bir varoluşun içinde yaşıyorlar. Derinlerde bir yerde geçmişte her ne yapmışlarsa, gelecekte de aynısını yapacakları şüphesini taşıyorlar. Tüm geçmişlerinin boşa gitmiş olduğundan korkuyorlar ve bugünün de ellerinden kaçmakta olduğunu sezinliyorlar. Sorunu tam olarak teşhis edemeseler de, şimdiki zamanda asla var olamamanın kederi içlerinde birikiyor. İnsan daima geçmişte yaşar ve olayların ancak onlar bir anı haline geldiğinde farkına varabilir. İnsan, hep kendisinin bir adım gerisinden gelir. Hatta öfkesini ve üzüntüsünü bile duygu fırtınası geçip gittikten sonra tam anlamıyla idrak eder. Ne yazık ki bu sonradan gelen idrak da yarım yamalak, kusurlu ve eksiktir.