Mukaddes

"İnsanlar ebediyen kalıcı olmaya nasıl özlem duyarlar, bilirsin. Ama her geçen günle birlikte biraz ölürler. Onlarla karşılaştığında, bir bakarsın, geçen sefer gördüğün insan değil artık. Hatta her saat, kendi içlerinden bir parçayı öldürürler. Değişirler, inkâr ederler, çelişkilere düşerler; bunun adına da büyüme derler. Sonunda geriye hiçbir şey kalmaz. Tersine çevirmedikleri, ihanet etmedikleri hiçbir şeyleri kalmaz. Sanki aslında ortada bir kimlik yokmuş da, şekilsiz bir kitle halinde, parlayıp sönen sıfatlar varmış gibi. Bir an bile tutamadıkları kalıcılığı nasıl bekleyebiliyorlar? Ama Howard ... insan onu ebediyen var olarak düşünebilir."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
'Çünkü çoğu insanın yaşarken kullanıp durduğu o özellik bende yok,' dediniz. 'Onlar hayatı dayanılabilir buluyor, ben bulamıyorum,' dediniz.
"Sevgi saygıdır, tapmadır, onurdur, yukarıya doğru bakıştır. Pis yaraların sargısı değildir. Ama onlar bunu bilmez. Sevgiden en çok söz edenler, onu hiç hissetmeyenlerdir. Anlayış, acıma, nefret ve genel kayıtsızlığı karıştırıp bir çorba yapar, adına sevgi derler. İnsan bir kere sevmenin ne olduğunu sizin ve benim gibi hissettikten sonra, o katıksız ihtirası ve katıksız yükselmeyi yaşadıktan sonra, daha azına razı olmak imkânsızdır."
"Ben de çok seyahat ederdim. Hep aynı şeyi hissetmişimdir. İnsanoğlundan nefret ediyorsun da ondan, demişlerdi bana."
"Çünkü benim hiçbir zaman belli bir hedefim olmaz. Bu gemi, bir yerlere gitmek için değil, bir yerlerden uzaklaşmak içindir. Bir limana uğrasam bile, bunu sırf oradan ayrılmanın zevki için yaparım. İşte beni tutamayan bir yer daha, derim kendi kendime."