📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Merhabalar
Öncelikle kitabımızın biraz konusundan bahsedeyim. Serinin ikinci kitabı olduğu için elimden geldiğince spoilersız anlatacağım ama başarabilir miyim bilmiyorum :D İlk kitapta Diana ve Matthew kendi zamanlarını iyice karıştırıp 1590 Londra’sına gitmişlerdi. Buraya hem daha güvende olabileceklerini düşündükleri için hem de Diana’nın güçlerini kullanmayı öğrenmesi için geldiler. Fakat her şey düşündükleri ve planladıkları gibi gitmedi tabiii ki. 1590 Londrası onlar için düşündükleri kadar güvenli değildi. Burada Diana’ya büyü güçlerini nasıl kontrol edeceğini öğretecek cadıyı ve Ashmole 782’yi bulmaya çalışırlarken başlarına gelmeyen kalmadı. Yer yer duygulanıp yer yer sinirleneceğiniz bir kitap kısacası.
Bu kitap benim için cidden çok çok çok uzun sürdü. Serinin ilk kitabını okurken hiç zorlanmamıştım ve sıkılmamıştım ama bu kitap beni biraz sıktı çünkü başları çok durgundu. Bunun sebebi de farklı bir zamanda geçmesi ve farklı karakterlerin kurguya girmesi diye düşünüyorum. Olaylar başta çok durgun olsa da sonlara doğru beni tatmin etti açıkcası. Kitaba başladığınızda bu kadar çok karakterin bir anda yığılması kafanızı karıştırabilir –benim kafam aşırı karıştı çünkü- ama kitabın son sayfalarında kitaptaki karakterlerin isimleri ve birer cümleyle kim oldukları yazılı. Ben bunu baya sonra keşfetmiştim ama siz artık biliyosunu :D Ayrıca yazarın dilinin bu kadar zengin olması beni okurken baya şaşırtmıştı.
Biraz karakterlerden de bahsedecek olursam ilk kitaptaki Diana ve bu kitaptaki Diana biraz farklı. İlk kitapta güçlerini saçma bir şekilde reddedip triplere girmesi beni cidden çok sinir ediyordu ama bu kitapta artık güçlü bir cadı oluşu ve kendinden emin oluşu benim Diana’ya daha çok ısınmamı sağladı.
Fakat üzümlü kekim Matthew beni çok sinirlendirdi. Yaptığı