Erva

Erva
@Leoleo
Bir çocuğun duyguları ebeveynleri tarafından kabul edilmediği ya da geçerli görülmediği zaman, çocuk kendisi için de aynı duygularla büyür. Bir yetişkin olarak, yoğun duygularına çok az tolerans gösterir ya da hiç göstermez. Bu duyguları gö­mebilir ve kızgın, üzgün, gergin, öfkeli ya da mutlu olduğu için kendini suçlayabilir. Duygularla ilgili doğal insani deneyimler, gizli bir utanç kaynağı hâline gelir. “Benim sorunum ne?” kişinin kendisine çok sık sorduğu bir sorudur.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hayatın yakıtı duygudur.
Duygusal olarak ihmal edilen çocuklar duyguları, kendileri ve başkalarının duyguları hakkında kör bir noktayla büyürler. Ebeveyn olduklarında, kendi çocuklarının duygularından habersizdirler ve çocuklarını aynı kör noktaya getirerek büyütürler.
Ergenler, isyan edebilecekleri ebeveynlere ihtiyaç duyarlar. Ebeveynlerinin kurallarına ve önem verdikleri şeylere çarparak, nasıl iyi kararlar verebileceklerini ve dürtülerini nasıl yönetebileceklerini öğrenirler.
Narsist ebeveynlerde eksik olan şey, çocuklarının hissettikleri şeyi hayal etme ve onu önemseme yeteneğidir. Empati duygusu olmayan bir ebeveyn, zayıf ışık altında, soğuk aletlerle ameliyat yapan bir cerraha benzer. Sonuçlar büyük ihtimalle yaralara yol açar.