İnsanlar... taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı...
Anlaşılamamaktan şikayet ediyor yazar, şayet ben de anlayamayanlardanım. Ne gezmeye, ne aşka, ne de insanlarla tanışmaya heyecanı var. Ne bir tutkusu, ne bir eğlencesi, anlamam da mümkün değil zaten böylesini. Hayatımda bu kadar heyecansız bir adam daha görmedim. Hiçbir şeyden mi zevk almaz bir insan? Hep depresyon, hep depresyon. Kendi bunalmış beni de bunaltıyor. Bir kitap insanı bunaltır mı ya?