Susuzluğuyla çöller gezer âşık; öyle ki, Yusuf da, Züleyha da, Yakub da, hepsinin yolu çölden geçmektedir.
Kervanın da ceylanın da yolu, çölden geçmektedir.
Kervan yorgun, ceylan vurgun.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Züleyha ki Yusuf'u sevdi. İbtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi. Sonra aşkın kaynağını bildi, Yusuf'u değil, Yûsufta tecella eden nuru sevdiğini fark etti. Yûsuf da önce aşkın kaynağını bildi sonra nurun Züleyha sûretinde tecellâ ettiğini fark etti.
Biri sûretten nura yükselirken
Diğeri nurun sûrette tecellâ ettiğini idrak etti.
Beşeriyetin Şefaatçisi, Kıyamet Gününün Efendisi buyurdular;
Dünyadan bana üç şey sevdirildi:
Güzel koku,
Helal kadın,
İki gözümün nuru namaz. Ashabımla beraber.
Allah Resûlü'nün büyük dostu Hazret-i Ebû Bekir (radıyalla hu anh), bunları tasdik eyledi ve dedi ki:
- Bana da dünyadan üç şey sevdirildi: Ey Allah'ın sevgilisi!
Senin yüzüne bakmak,
Senin yoluna mal harcetmek,
Sana indirilen Kur'ân'ı okumak ve ona uymak!
İman kandili Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) bunları tasdik eyledi ve dedi ki:
- Bana da dünyadan üç şey sevdirildi:
İyilikle emretmek,
kötülükten nehyetmek,
temiz eski elbise giymek.
Hayâ madeni Hazret-i Osman (radıyallahu anh), bunları tasdik eyledi ve dedi ki:
- Bana da dünyadan üç şey sevdirildi:
Açları doyurmak,
susuzları kandırmak,
çıplakları giydirmek.
Bilgi güneşi Hazret-i Ali (kerremallahu vechehu), bunları tasdik eyledi ve dedi ki:
Bana da dünyadan üç şey sevdirildi:
Misafire hizmet etmek,
düşmana kılıç vurmak,
yaz günü oruç tutmak.
Ya Eba Bekir! Ben ağlamayayım da kim ağlasın? Ümmetimin önünde çok uzun ve tehlikeli bir yol vardır, hem de ümmetim boyuna kadar masiyette, günaha dalmışlardır.
Rikkat ve merhamet mâdeni Hazret-i Ebû Bekir'in de gözleri dolu dolu oldu, gönül ocağına bir ateştir düştü:
- Ey Allah'ın Resûlü; dedi, senin mukaddes canın müsterih olsun, sen üzülme. Emin ol ki, kıyamet gününde ümmetinin günahları yüzünden işlerin sıkıştığı zaman ben ümmetinin bütün günahlarının yarısını yükleneceğim. Tâ ki, onların yükü hafiflesin.
Allah'ın Resûlü tebessüm buyurdular ve Hazret-i Ebû Bekir'in sırtını okşayıp, onu senâ ettiler. Sonra Hazret-i Ömer'e dediler:
- Yâ Ömer! Söyle bakalım. Hazret-i Ebû Bekir'in sözlerini - işittin. Sen ümmetimin isyankârları hakkında ne yapabilirsin?
Ey Allah'ın Resûlü! Ben Ebû Bekir'in yaptığını yapacak kudret ve takatte değilim. Fakat ben de, ümmetinin günâhları nın üçte birini yüklenebilirim!
Âlemin Fahri, Hazret-i Ömer-i de okşadı. Sonra mukaddes gözlerini Hazret-i Osman'a dikti:
- Yâ Osman! dedi, ümmetim hakkında sen ne yapabilirsin? Masum, efendi cevap verdi:
- Ey Allah'ın Resûlü! Anam babam sana fedâ olsun. Ben Ömer'in yaptığını yapmaya muktedir değilim. Fakat ben de, ümmetinin günâhlarından dörtte birini yüklenebilirim. İnsanlığın ve Kemâlatın Güneşi onu da okşayıp memnun olduğunu bildirdi. Sonra bilgi güneşi Hazret-i Ali'ye döndü:
- Yâ Ali dedi, ümmetim hakkında sen ne yapabileceksin? Kevser sakisi cevap verdi:
-Ey Allah'ın Resûlü! Benim elimden ancak mürüvvet çıkar. Ben de yarın kıyamet gününde sırat tarafını tutacağım ve gelen isyankârları cehenem âteşine düşmekten alıkoymaya çalışacağım. Şayet işler çok şiddetlenir de daralırsam, onlara bedel kendimi nâr'a atacağım. Onların her birini cehennemden çıkarıp cennete göndermeye uğraşacağım! Allah'ın