Ayşe SتNLت

Ayşe SتNLت
@LestuEdri
Bugün insanlık, cehennemî bir uçurumun kenarında duruyor ve bunun sebebi başının üzerinde asılı duran yok oluş tehdidi değil. Çünkü bu tehdit, hastalığın kendisi değil, belirtisidir. İnsanlığın uçurumun kenarında bulunması, hayatın normal şekilde gelişmesini, sağlıklı bir biçimde ilerlemesini sağlayacak "değerler" açısından iflas etmiş olması yüzündendir.
Reklam
Biz de bugün, İslâm'dan önceki cahiliyenin tıpkısı, hatta belki de daha koyusu içindeyiz. Çevremizdeki her şey cahiliye damgasını taşıyor. İnsanların bakış açıları ile inançları, alışkanlık ve gelenekleri, kültür kaynakları, sanat ve edebiyatları, hukuk sistemleri ve yasaları... Hatta İslâm kültürü, İslâm kaynağı, İslâm düşüncesi ve İslâm görüşü olarak saydığımız değerlerin çoğu birer cahiliye ürünüdür! Bu yüzden İslâmî değerler vicdanımızda tutunamıyor, kafalarımızda bir İslâm bakış açısı belirmiyor, İslâm'ın ilk döneminde yetişen o neslin bir benzeri gibi yeteri sayıda bir grup aramızdan çıkmıyor. O halde İslâmi hareket metodu uyarınca girişeceğimiz eğitim ve oluşturma dönemi boyunca içinde yaşadığımız ve dayandığımız tüm cahiliye etkilerinden sıyrılmamız ve ilk Müslümanların dayandığı arı kaynağa dönmemiz gerekir, içine yabancı hiçbir unsurun karışmadığı ve hiçbir şekilde bulanmadığı kesinlikle belli olan o kaynağa.
Bu ânı geçmişin dersleri ve geleceğin düşleriyle birlikte yaşamaya çalışıyordu.
Herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez.
A'meş, Hayseme radıyallahu anh dan naklediyor: Ölüm meleği Süleyman (as)in yanına gitmişti. Orada bir adam gördü. Adama dikkatle baktı. Dışarı çıktığında adam: "Bu kimdi?" diye sordu. Süleyman aleyhisselam: "Bu ölüm meleği idi." dedi. Adam: "Sanki beni alacakmış gibi baktı." dedi. Süleyman (as) "Ne istiyorsun?" dedi. Adam: "Beni ondan kurtarmanı istiyorum. Rüzgâra emret de beni Hindistan'ın en uzak bir köşesine götürsün." dedi. Süleyman aleyhisselam emretti. Rüzgâr adamı Hindistan'ın en uzak köşesine götürdü. Süleyman aleyhisselam ölüm meleğiyle karşılaştığında: "Benim meclisimde olan birine dikkatle baktığını gördüm. (Sebebi ne idi?)" diye sordu. Ölüm meleği: "Evet. Ona dikkatle baktım ve hayret ettim. Zira ben onun ruhunu Hindistan'ın en uzak bir köşesinde kısa bir süre zarfında kabz etmek üzere emir almıştım. Hâlbuki o senin yanında oturuyordu. Buna hayret ettim." dedi
Reklam