Serdar Karahasanoğlu

Serdar Karahasanoğlu
@Letranger____
Yalnız kalmadan hakiki mutluluğu bulmak kolay değildi.Gökten düşen melek muhtemelen, diğer meleklerin henüz tatmadığı o yalnızlık duygusunu arzuladığı için Tanrıya ihanet etmişti.
Reklam
Sıradan bir insan iyiyi ya da kötüyü dışarıdan yani bir atlı arabadan ya da bir çalışma odasından bekler.Düşünen bir insan ise kendinde bulur.
Hayat can sıkıcı bir tuzaktır.Düsünen bir insan olgunluğa eriştiğinde ve tam bir bilinç kazandığında kendini istençsiz olarak sanki çıkışı olmayan bir tuzağın içindeymiş gıbi hisseder.Aslında insan, iradesi dışında birtakım tesadüfler tarafından yoktan var edilmiştir.Peki neden?Varlığının anlamını ve amacını öğrenmek ister, sorularına cevap alamaz ya da sacmasapan cevaplar alır.Kapıyı çalar ama açan kimse olmaz.Ölüm de aynı şekilde iradesi dışında karşılar insanı.
"Siz de çok iyi bilirsiniz ki,bu dünyada insan aklının yüksek manevi dışavurumu dışındaki her şey önemsiz ve sıkıcıdır.Akıl, hayvanlar ve insanlar arasında keskin bir sınır çizer,insandaki ilahi yöne ışık tutar,hatta bir dereceye kadar gerçekte var olmayan ölümsüzlüğün yerini tutar.Buradan yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki akıl, elimizde olan yegâne zevk kaynağıdır.Etrafımızda akla dair hiçbir şey görmüyor, duymuyoruz,bu da zevkten mahrum olduğumuz anlamına geliyor.Gerçi elimizin altında kitaplar var ama bu canlı bir sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor.Çok da doğru olmayan bir kıyaslama yapmama müsaade edecek olursanız bence kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor."
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı,beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Reklam