Seni o kadar savundum ki elimde savunacak hiçbirşey kalmadı. Artık yoruldum. Keşke başında olmaz deseydin sana yaklaşmama izin vermeseydin. Beni başkalarının ağzına sakız ettin ama sana kızmıyorum artık. Hayatıma girip S.k.p attığın içinde teşekkür ediyorum. Bana ne yaşattıysan aynısını defalarca yaşa.Her defansında beni hatırla. Bu da benim kitabımdan sana alıntı olsun... D.S
Çünkü ben seni; acı gününde de yanında olmak için sevmiştim. Her gün tekrar tekrar acıyı bana bırakarak gitmen için değil. Hem biliyor musun? Gitmek de çözüm değil. Kime gidersen git; benim seni sevdiğim kadar kimse tarafından bu kadar güzel sevilmeyeceksin…
Bir gün öncesine kadar yokluğuna bile anlam yüklediğim herşeyi hayatımdan çıkardım. Yıllandıkça çok kıymetlendiğini sandığım duygularımın benden çok şey götürdüğünü görememişim meğer!
Anladım ki herşey eskiyor zamanla.
Yüreğin soğuyor hevesin kaçıyor sabrın tükeniyor... Ne bir kahvenin kırk yıl hatrı kalıyor ne de içten bir sarılmışın sıcaklığı... Bütün beklentilerin boşa çıktığında yeni bir sayfa açmak zorunda kalıyorsun kendine. Ondan sonra yıllarca beklediğin hiçbirşeyin önemi kalmıyor. Olacağı varsa da artık olmasın diyorsun...
Yani geçmişte beklediğim hiçbir özrü, hiçbir sevgiyi artık kabul etmiyorum. Hepsi geçti...
Dedim ya vazgeçmek diye birşey var...
Hani dünyaları önüne serseler hiç gözünde yoktur ya işte öyleyim.
Ne gözümde var artık ne de gönlümde...
Ben Vaktinde gelmeyen herşeyden vazgeçtim..
Gerçekten sevmişsen birini, gitse bile kıyamazsın...
En büyük hakaretleri hak eder, en derin nefretleri hak eder ama kıyamazsın.
Ne desen hak eder ama tek kelime etmeye elvermez için, susarsın...
En kötüsü de ne biliyor musun?
Üzüldüğünü görsen canın yanar, mutluluğunu görsen kahrolursun...